menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Devlet aklı mı, emperyal aklın ambalajı mı?

11 0
05.06.2026

Son günlerde nereye baksak aynı cümleyi duyuyoruz:

Her tartışmanın sonunda birileri çıkıyor ve sanki bütün soruları susturacak sihirli bir cümle bulmuş gibi aynı ifadeyi tekrarlıyor:

Peki nedir bu devlet aklı?

Vatandaşın bilmediği ama birilerinin bildiği gizli bir hikmet mi?

Yoksa sorgulanmasın diye kararların üzerine yapıştırılan etiket mi?

Ben vatandaş olarak bunu anlamakta zorlanıyorum.

Çünkü ortada basit bir mesele yok.

Yaklaşık kırk beş yıldır bu ülke PKK terörüyle mücadele etti.

Binlerce askerimiz şehit oldu.

Binlerce polisimiz şehit oldu.

Öğretmenlerimiz, korucularımız, sivillerimiz hayatını kaybetti.

Milyarlarca dolar harcandı.

Anneler evlatsız kaldı.

Çocuklar babasız büyüdü.

Millet olarak çok ağır bedeller ödedik.

Şimdi ise dönüp bize, “Terörsüz Türkiye” ve “barış süreci” hedefiyle yeni bir dönemin başlatıldığı söyleniyor.

Üstelik bütün bunlar anlatılırken şu cümle ekleniyor:

“Bu süreç devlet aklıyla yürütülüyor.”

Elbette terörün bitmesini, annelerin gözyaşının dinmesini, bu ülkenin artık acı yaşamamasını herkes ister.

Buna kimsenin itirazı olamaz.

Ancak vatandaş olarak şu soruyu da sormak hakkımızdır:

Eğer bugün izlenen yol devlet aklının gereğiyse, kırk beş yıldır izlenen yol neydi?

Binlerce şehit verdiğimiz, milyarlarca dolar harcadığımız, nesiller boyunca ağır bedeller ödediğimiz o yıllar hangi devlet aklın tercihiydi?

Dün doğru olan oyduysa, bugün ne değişti?

Milletin zihnini meşgul eden asıl mesele budur.

Çünkü yıllarca terörle mücadele adına fedakârlık yapan, evlatlarını toprağa veren ve bunun bedelini ödeyen bu millet, bugün yaşanan değişimin gerekçesini öğrenmek istemektedir.

Bu beklenti ne ihanetle ne de düşmanlıkla açıklanabilir.

Tam tersine, demokratik bir toplumda vatandaşın olup biteni anlamaya çalışması en tabi hakkıdır.

Beni asıl düşündüren ise........

© Milli Gazete