İslam’ın Emaneti ve Âlimlerin Sorumluluğu
Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahirabbil âlemin. Ve sallallahu ve sellemalâseyyidina Muhammedin ve âlâ âlihi ve sahbihi ecmeîn.
Resûlullahsallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, bu dünyadan ayrılıp Rabbine kavuştuğunda, insanlığa tebliğ etmekle görevli olduğu büyük emaneti geride bıraktı. Bu emanet; İslam dini, Kur’an-ı Kerim, şeriat ve Müslümanların dünya hayatındaki yürüyüşünün rehberiydi. Efendimiz, Veda Haccı’nda ashab-ı kirama, “Tebliğ ettim mi?” diye sorarak onları şahit tuttu. Sahabenin, “Ettin” cevabı üzerine, “Allah’ım şahit ol” buyurması, bu emanetin eksiksiz bir şekilde ulaştırıldığının ilanıydı.
Resûlullah’ın vefatının ardından ashab-ı kiram, bu emaneti büyük bir sorumluluk bilinciyle devraldı. Dinin zamanla karşılaşacağı sorunlara, değişen şartlara ve insan kaynaklı bozulmalara karşı onu canlı tutmak için büyük bir gayret gösterdiler. İslam’ı yalnızca korumakla kalmadılar; Arap Yarımadası’ndan çıkararak Asya’ya ve Afrika’ya kadar ulaştırdılar.
EMANETİN ÂLİMLERE DEVREDİLMESİ
Ashab-ı kiramın ardından bu sorumluluk, ümmetin âlimlerine devredildi. Âlimler, hiçbir şekilde peygamberlik makamının sahibi değildir; bu makam kapanmıştır ve bir daha kimseye verilmeyecektir. Ancak âlimler, Peygamber Efendimizin bıraktığı dinin yaşanabilirliğinin temsilcileri ve bir bakıma vekilleridir.
Bir Müslüman’ın, Peygamber hayatta olsaydı onunla kuracağı bağ ne ise, bugün o bağın bir benzeri âlimlerle kurulmak durumundadır. Müslümanlar âlimlerine sahip çıktıkları ölçüde, aslında İslam’a sahip çıkmış olurlar. Onları yalnız bırakmak ya da değersizleştirmek ise dinin toplumdaki etkisini zayıflatır.
ÂLİMLERİN KONUMU VE SINIRLARI
Âlimler, İslam toplumunda sıradan kişiler değildir; ancak bu durum onların ulûhiyet veya peygamberlik gibi bir makamda olduğu anlamına gelmez. Onlar da Allah’ın kullarıdır, ölümlüdürler ve kıyamet günü hesap vereceklerdir. Peygamber aleyhissalatu vesselam masumdur; onun dışında herkes hata yapabilir.
Buna rağmen âlimleri farklı kılan, ilimleri ve Allah korkusundaki derinlikleridir. Kur’an’ın işaret ettiği üzere Allah’tan en çok korkanlar âlimlerdir. Bu nedenle âlimlerin, bulundukları makamın sorumluluğunu taşıması ve sıradan insanların yapabileceği bazı davranışlardan kaçınması gerekir.
GÜNÜMÜZDE İLİM VE ÂLİME DÜŞEN GÖREV
Günümüzde ilim anlayışı geçmişe göre değişmiş, uzmanlaşma ön plana çıkmıştır. Eskiden birçok alanda söz sahibi olan âlim profili yerine, bugün belirli alanlarda derinleşmiş uzmanlar bulunmaktadır. Bu nedenle artık tek bir âlim yerine, farklı alanlarda uzmanlaşmış âlimlerin birlikte hareket etmesi daha sağlıklı bir yol olarak öne çıkmaktadır.
Sonuç olarak, âlimlere tabi olmak bir tercih değil, ümmet için bir gerekliliktir. Her Müslüman âlim olamayabilir; ancak âlimlerin kıymetini bilmek zorundadır. Onların ünvanı ne olursa olsun, önemli olan Allah yolunda samimiyetle durmaları ve ümmete rehberlik etmeleridir.
Aksi takdirde, bu boşluk başka kişiler tarafından doldurulur ve bu da insanları hak yoldan uzaklaştırabilir. Rabbimizden niyazımız; ilmin kıymetini bilen, âlimlerin rehberliğine değer veren ve bu emaneti hakkıyla taşıyan bir ümmet olmayı bizlere nasip etmesidir. Âmin. Velhamdülillahirabbil âlemin.
