Cennete giden yol evin kapısından başlar!
Müslümanlığın merkezinde samimiyet vardır. Hizmet vardır ama imanın önüne geçemez. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri Ebu Talip’tir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i çocukluğundan itibaren korumuş, kol kanat germiş, uğruna defalarca ölümü göze almıştır. Ancak iman etmeden vefat ettiği için, bu büyük fedakârlıklar kendisine ahirette bir kurtuluş sağlamamıştır.
Buna karşılık bazı sahabiler, Peygamber Efendimiz’le çok kısa süre birlikte olmuş; hatta fiilî hizmetleri neredeyse yok denecek kadar az olduğu hâlde imanları sayesinde cennetle müjdelenmişlerdir. Bu tablo bize şu hakikati öğretir:
Allah, kullarından önce iman ister.
İman olmadan yapılan hiçbir hizmet, ahirette kurtuluş vesilesi değildir.
Bir baba düşünelim: Çocuklarının hepsi beş vakit namaz kılıyor, İslamî bir hayat yaşıyor; fakat kendisi namaz kılmıyor. Kıyamet günü bu baba, “Çocuklarımı namazlı yetiştirdim” diyerek, kendi sorumluluğundan kurtulabilir mi? Asla.
Çünkü Müslümanlık, önce yaşanmak içindir.
Başkasına namaz kıldırmak güzeldir ama önce insanın kendisi namazda olacak.
Aynı şekilde bir vakıf, bir dernek, bir hayır faaliyeti; kişiyi Allah’ın azabından kurtarmıyorsa, o faaliyet sahibine fayda........
