menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kötülüğü düzeltmek

13 0
13.03.2026

Soğuk savaş dönemi sonrası kurgulanan dünya sahnesinde çok farklı bir oyun oynanıyor gözümüzün önünde. Dünyaya menfaatleri doğrultusunda biçim vermek için uğraşan küresel eşkiyalar, farklı kavramlara sığınarak ve minareyi çalıp kılıfına uydurarak yapıyorlar bölüşümlerini. Örneğin, demokrasi diyorlar, örneğin insan hakları diyorlar, örneğin terörizmle mücadele diyorlar… Hiç kimsenin karşı çıkamayacağı kavramları kullanarak zihinleri sindiriyorlar. Medya aracılığıyla rıza üretiyorlar.

Dünya, gözümüzde büyüttüğümüz gibi değil, küçücük. Dünyaya menfaatleri doğrultusunda nizamat vermek isteyenler maalesef, kandan, gözyaşından, kinden ve nefretten besleniyorlar. Sahip oldukları gücü, İslam dünyasının parçalanması, dünyaya barış ve huzur getirecek Müslümanları bölmek için kullanıyorlar. Korku üretiyorlar…

Dünyanın kaynak olarak en zengin, fakat yönetici ve lider olarak en fakir coğrafyası Ortadoğu’da kukla idarecileri işbaşına getirerek, menfaat çarklarını çeviriyorlar. Terör kelimesiyle İslam’ı yan yana koyacak stratejiler üreterek, Müslümanların önünü tıkamaya, hayat alanlarını daraltmaya çalışıyorlar. Kısır çekişmeler, suni gündemler üreterek Müslümanların biraraya gelmesini sağlayacak zeminleri bertaraf ediyorlar. Parçalanmış, dağılmış, başsız kalmış bir Ortadoğu coğrafyasını bölmek-parçalamak ve yutmak üzerine planlar geliştiriyorlar.

Ve, ülkemizin medyası da buna çanak tutuyor. Suni gündemlerin peşine takılıp gidiyoruz… Aylardır takıldığımız gibi. Tartışılması gerekeni değil, teferruatı tartışıyoruz. Teferruat denizinde boğuluyoruz. Bir ülkenin medyası, bir ülkenin insanlarını uyutmak, kafalarını zehirlemek için böylesine iştahla nasıl çalışabilir? Bundan nasıl zevk duyar? Bundan nasıl rantlanır?

Düşünen insan istemiyor birileri… Konuşan, sorgulayan, hesap soran bir kamuoyu istenmiyor. Türkiye’nin 24 yıldır tek başına dümeninde olan bir iktidarın neden böylesine acziyet içinde olduğu sorgulanamıyor mesela? Neden işsiz sayımız bir türlü düşmüyor? Neden ekonomimizi sırtında taşıyan KOBİ’lerin istihdam yükleri kaldırılamıyor? Neden doğru dürüst bir vergi reformu yapılamıyor? İnsan hak ve hürriyetlerinde neden beşinci ligdeyiz? Küresel eşkiyaların gündemleriyle neden oyalanıyoruz? Neden kendimize ait bir gelecek vizyonumuz yok? Gelecek inşamızı neden yapamıyoruz? Neden asgari ücretimiz, sefalet rakamı bile değil? Neden peşpeşe zamlar sıralandığı halde, ülke ekonomisinin rakamlarında değişiklik olmuyor? Halkın enflasyonuyla etkili-yetkili makamlarımızın açıkladığı enflasyon rakamları arasında neden uçurumlar var?

Kafaları bulandırılmış da olsa bu memleketteki herkes bizim kardeşimizdir. Biz, herkesi ateşten kurtarmanın derdindeyiz. Herkese el uzatacağız, herkesi kucaklayacağız… Bizim görevimiz gördüğümüz kötülüğü düzeltecek bir hamle yapmak. Elimizle, dilimizle, kalbimizle…


© Milli Gazete