Bayram geliyor çocuklar!
Hüzün günlerinde yazmayı zor bildik; geçmişten kanattık hafızaları.
Bir “Zeki Beyner” çizgisiyle de çocuklardan af diledik! (Akbaba/Nisan 1968)
YAŞA VAROL TÜRKİYE DEMEK
TARİHİN HER DEMİNDE DEMEK
“Hayır, efendiler, yanılıyorsunuz! Türkiye bir bütündür. Bu bütünün tabiat, insan ve tarihten mürekkep şahsiyetini hududu çizilemeyen bir geçmiş ve bir gelecek zaman kaplar. Bu şahsiyeti ne sade ahlâk ülküleri için yaşayıp göçen dünkü kahramanlar, ne hayvan ve sefil kaba iştihalarına tapan bugünkü miskinler inhisar altına alamaz.”
Bu üç cümle, ne zaman ve hangi siyasi girişim veya demece karşı, muhalif bir dergi sayfasındaki bir fikir yazısından alınmış olabilir?
Rahmetli Hocamız Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın yıllar önce, “Hududumuz artık Yahudi ile olacak. O Yahudi de İran’la savaşacak ve böylece İslam alemi parçalanacak, insanlık zarar görecek. Öyle olmasa bile asıl hedef Türkiye’dir. Türkiye’ye saldıracaklar ve Sevr’i uygulayacaklar” ifadeleriyle mevcut politikaların yanlışlığına şiddetle karşı çıkmıştı.
Rahmetli hocamız Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın ikazlarını bugünlerde yeniden gündem ederek paylaşan insanlarımıza karşı yazılmış bir itiraz mıdır acaba, bahis mevzuu bu cümleler?
Yoksa devletimizin çocuk katili sıfatını yüklediği, bir başka ülkede yakalanıp getirilen ve Sayın Bahçeli’nin meydanlarda idam ipi atarak oy topladığı ve fakat iktidarla beraber yürümeye başlayınca “Kurucu Önder” saydığı kişiyle görüşme yarışına girenlere söylenen bir ikaz mıdır bu hitap?
Alıntı yaptığımız derginin yayım tarihi Ekim 1947’dir ve “Türkiye, yekpare Türklük ailesinin malıdır” başlığını taşımaktadır.
YANLIŞ POLİTİKACI ÜRETEMEZ
DYB sayfasında zaman zaman Demirel’in ağzıyla ve “Hüsamettinciğim Doruk” adıyla, mizahını yazdığımız politika insanlarındandı Hüsamettin Cindoruk.
09 Eylül 2023 tarihli ve “Ülkem algılandı da duruldu” başlıklı yazımızda da bahsetmiştik ondan
“Akbaba dergisinin 4 Ağustos 1960 tarihli kapak karikatüründe, özellikle idamını istedikleri Demokratların arasında Maliye Bakanı Hasan Polatkan yoktur.
Hasan Polatkan, aynı derginin ihtilalden bir ay önce başarılı saydığı ve övgü çizgileri yayımladığı bir bakandır.
Savcı Egesel’in ‘Onu asmakla hata ettik’ pişmanlığının kahramanı Hasan Polatkan, müvekkilimdi diyerek piyasa yapmış, partiler dolaşmış politikacı Hüsamettin Cindoruk’un, idamında da bulunmadığını bir röportajında itiraf etmesi de acılardandır.’’
Bir dergiye verdiği röportajda anlatıyordu o idam gününü: Dolmabahçe rıhtımına geldik, erken bir saatte. İhtilalcilerin tahsis ettiği bir motorla, gazetecilerle Yassıada’ya gideceğiz. Program öyle. Görevli astsubay sürekli oyalıyor, biz de bekliyoruz. Vakit epey geçmişti. Bir motor yanaştı iskeleye. İçinden inen Roman vatandaşlarımızı görünce, astsubay dedi ki: Sizinkilerin işi bitmiş!
Müvekkili idam olurken yanında olmamasını, bir mağduriyetmiş gibi anlattığını okuduğumda, oturduğu siyasi makamlara bakmaksızın Barolar Birliği’nin sorgulayan bir kınama bildirisi yayımlamasını beklemiştim.
DP iktidarının en verimli yıllarında, provokasyonlar bahane edilerek, CHP’nin top toplayıcıları mesabesindekilere kurdurulan Hürriyet Partisi’nde politik hayatına başlayan Hüsamettin Cindoruk’un, “Emanetçi” sıfatını taşıma yolunda yaydığı “Mendereslerin avukatı” rivayetine, rahmetli Aydın Menderes 27 Şubat 2009’da bir cevap vermişti.
“Zaman içerisinde Cindoruk kendisi, Menderes’in avukatı olarak tanıtıldığı durumlarda sessiz kalmış, bunu tekzip etmemiş, adeta kendisinin böyle tanıtılmasında pişkince bir memnuniyet içerisinde gözükmüştür.”
KURTARIVERMEK YA DA KURTLARA VERMEK
CHP’nin iktidar olarak girdiği 1979 ara seçiminin mitingleri Ege Bölgesi’nin şehirlerinde yapılırken, yöresel şive ile söylenen “Kurtarıve bizi baba” sloganı Demirel’e seçim kazandırmış ve 1980 ihtilaline götüren azınlık hükümetini kurdurmuştu. (MSP’nin kerhen desteğiyle.)
1990’dan sonraki Demirel’in son gelişinde de aynı slogan gündeme getirilip, vaatleri tükenmiş, cazibesi kalmamış Demirel ve partisinin, tutulu elemanlarla pazarlandığı o günlerde, sayfamızda, Demirel’e sormuştuk:
“1980 öncesinde de size kurtarıve bizi baba, demişlerdi. Şimdi yine söyletiyorsunuz. İzahı nedir?”
Gerdanını oynatarak çeyrek daire çizen Demirel’in cevabı şöyleydi:
“Biz o zaman halkımızı, kurtlara ver bizi baba, dedi diye anlamıştık. Binaenaleyh kurtlara vermişsek, vermişizdir.’’
Bu mizahımızı Hüsamettin Cindoruk dolayısıyla hatırlarken, Meclis’te parmaklarını kurt kafasına çevirerek siyaset yapan ve kurucu önder ihtiyacını gideren partiye tanınan imkanın çağrışımı olsun istemedik; bu da bilinsin!
Hüsamettin Cindoruk, Sayın Bahçeli’nin selefi sayılır; çizme giydiklerinden ve çizme giyerek mesaj vermeyi yeğlediklerinden.
Milli Görüş siyasetine ve iktidarına karşı kurgulanmış politikacıların 28 Şubatlarda en önde gideni Cindoruk’un, basını davet edip Eyüp Sultan’da çizme giymesinden bahsetmemişler, ona övgüye duran resmi hizmetli yazarlarımız.
“28 Şubat banisi Demirel’in, ‘Arkama bakmam’ işaretiyle DYP’den bir sabotaj gücü çıkaran H. Cindoruk’un Eyüp’te sahnelenmiş bir komedisi vardı” bilgisini de yazmışız halbuki, 26.08.2023 tarihli ve “Bizim Bahçeli’miz çizmeli/Yunan’ın üstünü çizmeli” başlıklı yazımızda.
Vefatı dolayısıyla güzellemeler yapanların “örtülü” istekleri ve yazamadıkları bir tespitimiz daha var: Hüsamettin Cindoruk, Sayın Numan Kurtulmuş’la da selef–halef olmuştur; Meclis Başkanlığı’nın haricinde, siyasetteki seyrüseferleriyle.
Türk siyaset tarihinde, “Demokrat olmak” iddialı Hüsamettin Cindoruk hacmindeki politikacıların muadili, eşdeğeri mutlaka olacaktır.
Geçmişte kim ona benzer, sorusuna ise siyaset tarihçileri cevap bulmalı. 1947 Ekim’inde yayımlanmış Doğan Güneş’te okuduğumuz bir dörtlük, herhangi bir not ihtiva etmediğinden kimin için yazılmıştır bilmiyoruz.
Politik duruşuna muhalif olduğumuz merhum Hüsamettin Cindoruk akıllara getirilmeden o dörtlük okunursa, mahzuru da olmaz, sanıyoruz.
Sadakat gösterdin, yaranamadın,
Aldatan –tersine– bak, göze girdi.
Sadakat yolunda kirlendi adın;
Göçünce dediler: ‘Herif geberdi!”
H. Cindoruk adı her geçtiğinde hatırlanması gereken Maliye Bakanı’mız Hasan Polatkan’ın, idam kararının okunduğu anda çekilen resmidir bu. (Hayat Mecmuası /Eylül-1961)
