CIA’nın Türkiye İçin Yazdığı Yol Haritası mı? “Türkiye’nin Kürt Meselesi” Kitabı ve Adım Adım Önerilen Model
Türkiye’ye yönelik bazı stratejik projeler tankla, tüfekle veya savaşla yürütülmez. Bazen çok daha sofistike yöntemler kullanılır. Bu yöntemlerin en önemlilerinden biri raporlar, analizler ve kitaplar üzerinden bir ülkenin siyasal yapısını dönüştürmeye yönelik fikir mimarisi kurmaktır. Graham Fuller ve Henri Barkey tarafından 1998’de yazılan “Türkiye’nin Kürt Meselesi” adlı kitap bu açıdan dikkat çekici bir metindir. Bu kitap sıradan bir akademik çalışma değildir.
Çünkü kitabın yazarları sıradan akademisyenler değildir.
Graham Fuller uzun yıllar CIA’da üst düzey görevlerde bulunmuş bir isimdir.
Henri Barkey ise Amerikan stratejik çevreleri ve güvenlik kurumlarıyla yakın ilişkileri bulunan bir akademisyendir.
Kitabın önsözünü yazan Morton Abramowitz ise Türkiye’de görev yapmış ABD büyükelçilerinden biridir.
Dolayısıyla bu kitap yalnızca bir akademik değerlendirme değil; birçok araştırmacıya göre Amerikan stratejik çevrelerinin Türkiye’ye yönelik bakışını yansıtan bir metindir.
Başka bir ifadeyle bu kitap, birçok kişi tarafından CIA’nın Türkiye’ye önerdiği bir siyasal yol haritası olarak da değerlendirilmektedir.
1998 Detayı: Öcalan Henüz Yakalanmamıştı Kitap 1998 yılında yazılmıştır. Bu tarih özellikle dikkat çekicidir. Çünkü kitap yazıldığında:
Abdullah Öcalan henüz yakalanmamıştı
Türkiye’ye getirilmemişti
İmralı süreci başlamamıştı.
Ancak kitap dikkatle okunduğunda satır aralarında ilginç bir atmosfer hissedilir. Sanki yakın zamanda Öcalan’ın yakalanacağı ve Türkiye’ye teslim edileceği bir dönemin ardından yeni bir siyasal sürecin başlayacağı varsayımı metnin içinde dolaşır. Kitabın bazı bölümleri bu sürecin ardından Türkiye’de yeni bir siyasi çözüm süreci başlatılacağı varsayımıyla yazılmış gibidir. Bu nedenle kitap yalnızca bir analiz değil, aynı zamanda gelecek için hazırlanmış bir siyasal senaryo olarak da okunabilir.
Kitabın Temel Tezi Kitabın en kritik yaklaşımı şudur: Türkiye’deki sorun terör sorunu değildir. Sorun bir “Kürt meselesidir.” Bu tanım değişikliği kitabın tüm stratejik çerçevesinin başlangıç noktasıdır. Çünkü terör meselesi olarak görülen bir sorun güvenlik politikalarıyla çözülür. Ama “etnik ve siyasal mesele” olarak tanımlanan bir sorun siyasal reformlarla çözülmek zorunda kalır. Dolayısıyla kitap aslında ilk adım olarak terör meselesinin kavramsal olarak dönüştürülmesini önermektedir.
Kitapta Önerilen Yol Haritası Kitap bir anda gerçekleşecek bir değişim önermemektedir. Bunun yerine basamak basamak ilerleyen bir siyasal dönüşüm modeli sunmaktadır.
Terör Meselesinin “Kürt Meselesi” Olarak Tanımlanması
Kitabın ilk basamağı şudur: PKK terörü bir güvenlik sorunu değil, etnik ve siyasal bir Kürt meselesi olarak tanımlanmalıdır. Bu yaklaşımın amacı: PKK ile devlet arasındaki mücadeleyi güvenlik alanından çıkarıp siyasi çözüm gerektiren bir mesele haline getirmektir. Mevcut durumun kitapta önerilen bu basamağın ne ölçüde gerçekleştiğinin değerlendirilmesini ise siz okuyucuların takdirine bırakıyorum.
PKK’nın Siyasal Zemine Taşınması
Kitap PKK’nın askeri olarak Türkiye’yi yenemeyeceğini kabul eder. Ancak şu tespiti yapar: PKK askeri zafer kazanamaz; fakat siyasal zemine taşınırsa başarı kazanabilir. Bu yaklaşımın anlamı açıktır. PKK silahla değil, siyaset yoluyla hedeflerine ulaşacaktır. Kitap adeta, zaferin PKK’nın........
