menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yemen’de Savaşın Gölgesinde Barış Arayışı: Türkiye’nin Rolü Ne Olmalı?

16 0
18.10.2026

Geçen yazımızda Yemen’de yaşanan hadiselerin tarihî arka planını ve bugün devam eden çatışmaları sizler için gözler önüne sermeye çalışmıştık. Yemen her seferinde gerçekten de Orta Doğu’da, özellikle Arap coğrafyasında yeni bir kırılma anı başladığında adeta bir bilek güreşi sahasına dönüşüyor. Buna Soğuk Savaş döneminde ve sonrasında defalarca şahit olduk.

Maalesef Arap Baharı’ndan bu yana Yemen, bir kez daha bölgesel ve küresel hesaplaşmaların savaş alanına dönüştü. Yaklaşık 15 yıl önce başlayan Arap Baharı süreci birçok ülkede öyle veya böyle sona erdi. Her ülke için farklı sonuçlar doğuran bu süreç, Yemen’de henüz nihayete ermiş değil. Son gelişmeler de yakın zamanda bu savaşın sona ermesinin pek mümkün olmadığını ortaya koyuyor.

Nitekim ismi her ne kadar bir devrim süreci olarak anılsa da Yemen’de hareketliliğin ilk günlerinden itibaren çok kan döküldü. Devrim zamanla farklı grupların siyasi çıkarlarının ön plana çıktığı kanlı bir çatışma alanına dönüştü.

Yemen’de İnsani Felaket: Açlık, Göç ve Çatışma

Yemen’deki siyasi boyuta geçmeden önce, sizlere ülkedeki insani durumu anlatmak istiyorum.

Yemen, on yılı aşkın süredir son derece ciddi bir açlık kriziyle karşı karşıya. Birleşmiş Milletler’in (BM) raporlarına göre çok sayıda insan, günler boyunca yatağa aç giriyor ve ihtiyaç duyduğu temel insani gıda yardımlarına ulaşamıyor. İnsani yardımların ulaştırılamamasının en önemli nedenlerinden biri, bölgede devam eden sıcak çatışmalar. Bu çatışmalar, yardım faaliyetlerini ciddi biçimde engelliyor.

Yemen’in stratejik konumuna, denizlere açılan yollarına ve tarımsal potansiyeline baktığımızda, ülkenin insanlarını açlığa mahkûm edecek bir coğrafya olmadığını görüyoruz. Buna rağmen çatışmalar ve siyasi hesaplaşmalar, Yemen halkını bugün açlıkla karşı karşıya bırakmış durumda.

Yüz binlerce Yemenli, yaşadığı toprakları terk etmek zorunda kaldı. İnsanlar şehirlerinden, köylerinden ve kasabalarından koparıldı. Bugün Yemen’de El-Kaide, DEAŞ, Husiler, hükümet güçleri ve farklı silahlı gruplar arasında çatışmalar devam ediyor.

İnsani durumun bu noktaya gelmesinin temelinde ise siyasi krizler yatıyor. Siyasi çıkar mücadeleleri devam ettiği sürece halkın yaşadığı insani felaketin sona ermesi de oldukça güç görünüyor.

Yemen, İran ve Suudi Arabistan Arasındaki Güç Mücadelesi

Peki, Yemen’de bugün durum nedir?

Yemen, hem İran hem de Suudi Arabistan açısından son derece önemli bir ülke. Bunun temel nedenlerinden biri, Yemen’in stratejik coğrafi konumu. Hint Okyanusu ile Kızıldeniz arasındaki deniz ulaşım güzergâhında bulunan Yemen, bölgesel güç dengeleri açısından kritik bir noktada yer alıyor. Ülkenin dinî ve mezhepsel yapısı da bu önemi daha da artırıyor.

Yemen’de Şii Zeydi Müslümanlar ile Sünni Müslümanlar yüzyıllar boyunca birlikte yaşadılar. Ancak dışarıdan gelen müdahaleler, telkinler ve içerideki siyasi propagandalar, Yemenli Müslümanların mezhepsel farklılıklarını zamanla bir çatışma zeminine taşıdı. Bugün yaşanan çatışmaların bir bölümü de bu ayrışmanın etkisi altında devam ediyor.

Ancak unutulmaması gereken önemli bir husus var: mezhepsel farklılıklar, kendi başlarına bir çatışmanın kaçınılmaz nedeni değildir. Mezhepler, itikadi ve fıkhi meseleler çerçevesinde âlimlerin tartışabileceği konulardır. Buna rağmen Yemen’de mezhepsel kimlikler, maalesef kanlı bir savaşın siyasi........

© Milli Gazete