Politika cazgırları
Yetmiş yıl öncesinde, şehre uzaklığı elli kilometreden fazla olan köylerde, düğün yapılırken durumu iyi olan düğün sahibi, çevredeki en yakın yedi köyü ayrım yapmadan muhtar aracılığıyla düğüne davet ederdi.
Yedi köyden her biri muhtarlarının yönetiminde köye gelirler, köy muhtarının odasına varırlar, muhtar da kendi köyünün her birinin durumunu bildiğinden birer, ikişer, üçer bütün evlere dağıtırdı.
Düğün sahibi üç gün öğle vakti düğün yemeği verirdi, geri kalan iki gece ve gündüz müsafir oldukları evden yer içer ve yatarlardı.
Bir gün köyün meydan yerinde eğlence olurdu.
Her köyden gelenlerden, kendine güvenen güreş için ortaya çıkarlardı.
Filan köylü pehlivan ortaya çıkınca kimse meydana çıkamamış.
Güreşi kazanana bir düve (doğum yapmamış iki yaşında dana) verilecek.
Filan köyden bir cazgır, kendi köyünden olan cambaz gibi ipte oynayan, takla atan, kollarının üzerinde yürüyen ama hiç güreş yapmayan adam, zayıf bir adamı pehlivanın karşısına çıkarır.
Önce çayırın üzerinde takla atarak, kollarının üzerinde yürüyerek pehlivanın yanında durur.
Cazgır, eşeği, katır diye satabilen, fili, fare diye yutturabilen, sulu dereye götürüp susuz getirebilen biri.
Cazgır, pehlivanın yanına yaklaşır, bunu hafife almaması gerektiğini, filan köylü pehlivan bununla güreşirken boynunun kırıldığını, filan köylü pehlivanın hâlâ felç yattığını, şimdi seninle güreşirken onu, eline bile alamayacağını, bakmışsın omuz’unda, bakmışsın........
