menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Siyonizm’in kanlı satrancı ve kadim devlet aklı

9 0
11.03.2026

Dünya, bugün, adına "modern diplomasi" denilen ancak perde arkasında Siyonizm’in vahşi dişlilerinin işlediği karanlık bir tiyatroya sahne oluyor. Öyle bir şebeke ki bu; milletlerin kılcal damarlarına kadar sızmış, istediği ülkenin devlet başkanını derdest edebilecek, bir başkasını ise makamında katledebilecek kadar gözü dönmüş bir pervasızlık içinde. Bugün hemen her ülkede bir "hayalet" gibi dolaşan Siyonist ajanların, coğrafyamızın kalbi olan Türkiye’de de cirit attığını bilmek için kâhin olmaya gerek yok. Ancak şunu unutuyorlar: Karşılarında bin yıllık devlet geleneğiyle yoğrulmuş, nice Siyonist menşeli badireyi ferasetiyle atlatmış bir "Kadim Devlet" var. İktidarımızın ve özellikle Milli İstihbarat Teşkilatımızın (MİT) bu husustaki duyarlılığı, sadece bir görev değil, bir varoluş refleksidir. Biz bu oyunları Sultan Abdülhamid Han döneminden, 15 Temmuz’un karanlık dehlizlerinden tanıyoruz. Tecrübeliyiz, uyanığız ve en önemlisi; necip bir milletin duasıyla ayaktayız.

Siyonist İsrail ve suç ortağı ABD, İran’a saldırmak için her gün yeni bir kılıf uyduruyor. Bir gün "rejim değişikliği" diyorlar, ertesi gün "nükleer tehdit" masalını anlatıyorlar. Çelişkiler yumağı içinde debelenirken tek bir amaçları var: Bölgeyi ateşe vermek ve Türkiye ile kadim komşumuz İran’ın arasını açmak. Şunu net bir şekilde görmek lazım: Provokasyonlara gelmek, ne İslam’a ne de insanlığa hizmet eder. İran halkının veya devlet kademesinin şimdiye kadar Türkiye’ye karşı doğrudan "hasmane" bir tutumu görülmemiştir.

NATO unsurlarını yanına çekmeye çalışan Siyonizm, Türkiye üzerinde bir "kurt-kuzu" oyunu kurgulamaktadır. Manzara aslında her şeyi özetliyor: Yağmur gibi yağan bombalar altında İran halkı sokaklarda, caddelerde vakur bir duruş sergilerken; İsrail tarafında tek bir füze sesiyle Siyonistler fare gibi deliklere, sığınaklara kaçıyor. İşte bu, hak ile batılın, mert ile namerdin ayrıştığı noktadır. Mert dayanır, namert kaçar; meydan gümbür gümbürlenir! İran’ın Körfez ülkelerine yönelik hamlelerini eleştirenler, o topraklardaki Amerikan üslerini görmezden geliyor. İran, Washington’u vuracak hali olmadığına göre, burnunun dibindeki Siyonist işbirlikçisi üsleri hedef almaktadır. Burada İran’ı kınamak, celladına âşık olmaktan başka bir şey değildir.

Siyonistlerin tek bir gayesi var: Sapık inançlarına hizmet etmek ve o hayali "Arz-ı Mev’ud" (Vaat Edilmiş Topraklar) sınırlarına ulaşmak. Çoluk çocuk demeden katletmeleri, hastaneleri bombalamaları ne vicdana ne de insanlık onuruna sığar. Ancak unutmasınlar ki; zulüm ile abad olanın ahiri berbat olur. Türkiye, bu kirli oyunun parçası olmayacak kadar büyük; Siyonizm’in nefesini kesecek kadar da güçlüdür. Gün, provokasyonlara karşı ve bölge barışı için kenetlenme günüdür,


© Milli Gazete