Kürsüde devrim, mutfakta yoksulluk!
6 Ekim Dünya Serebral Palsi Günleri, süslü kürsülerin, bol alkışlı salonların ve "engellilerin hayatını değiştirdik" nutuklarının eksik olmadığı özel tarihlerden biridir. Nitekim Serebral Palsili Çocuklar Derneği’nin (SERÇEV) geleneksel etkinliğinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı’nın konuşmasını dinlerken, hep o tanıdık his kapladı içimizi. Sayın Bakan, çeyrek asırlık iktidarlarının engelliler alanında adeta bir "devrim" yaptığından bahsetti.
Doğrusu bu "devrim" sözü kulaklarımızı celbetmekle kalmadı, engelli toplumunun hafızasında derin bir soru işareti bıraktı. Geçmişte yapılan tüm mücadeleleri, atılan temel taşları bir kalemde silip, "Devrimi biz yaptık" demek kolaydır. Ancak o süslü kelimeler, her gün hayatın katı gerçekleriyle yüzleşen engelli kardeşlerimizin ne gönlünü doyuruyor ne cebini ne de midesini…
Gözümüzü gerçeklere kapatacak değiliz; bir şeyler yapıldı mı? Evet, yapıldı. Kimse bunu inkâr etmiyor. Fakat madalyonun diğer yüzünü kim konuşacak? Yapılan ve hak olarak verilen birçok düzenleme, zaman içinde teker teker geriye çekildi, kuşa döndürüldü. Buna ne diyeceğiz peki?
Tam da bu noktada, Anadolu'nun sitem dolu sesine kulak vermek gerekir:
"Davulun sesi hoş gelir uzaktan,
Kurtulmaz engelli süslü tuzaktan.
Lafa gelince devrim derler ama,
Mutfak boş kalır, cep........
