Milli Görüş Tarihi Refah Partisi Dönemi-19 DYP-SHP koalisyonu RP’nin İstanbul ilçelerinde yükselişi
Mesut Yılmaz'ın baskın biçiminde düşündüğü 21 Ekim 1991'de yapılacak erken seçim için DYP ve RP müthiş atağa geçmişti. Nitekim, 1991 seçimleri sonucunda DYP yıllar sonra yüzde 27 oyla birinci parti oldu. RP ittifakı ise 16.8 oy almış, ittifak 62 milletvekilliği kazanmıştı. Erbakan da yıllar sonra Meclis’te yer alıyordu.
DYP birinci parti olmasına rağmen durumdan çok da memnun değildi. Aldığı yüzde 27 oy ancak koalisyon hükümeti için yeterliydi. Oysa Demirel, tek başına hükümet olmayı düşlemişti. Ödünç oylara rağmen ancak bu oran alınabilmiş ve bu oran 12 Eylül öncesindeki AP oylarının çok altında kalmıştı. ANAP yeterince çözülmemiş, RP ittifakı da DYP'ye gelmesi muhtemel muhafazakâr oylardan bir kısmını engellemişti.
Böylece Türkiye, 12 Eylül darbesinden sonra yeniden koalisyon hükümetleri dönemine girdi. Koalisyon ortaklığı için seçim yapmak Demirel'i hayli zorladı. Sağ kesimde, DYP ile RP ittifak yapması konusunda yoğun bir baskı oluştu. Ama Demirel Erbakan'la hükümet kurmak istemiyordu.
En istemediği şey ise ANAP'la ortaklıktı. Sekiz yıl süren ANAP dönemini kapatmak için mücadele etmiş, bu partiye karşı sert bir muhalefet yapmış, “Arsasında gecekondu yaptıkları için” adeta kan davası gütmüştü.
Demirel'in istediği Erdal İnönü'nün SHP'siydi. Erdal İnönü zor adam değildi, hırçınlıkları yoktu, bilimle ilgilenen sakin biriydi. Hem bu koalisyonla sağ ve sol ilk kez birlikte hükümet olacaktı. Bu da medyanın, kimi kurumların ve halkın çoğunluğunun desteğini sağlayacak, hem de sağ ile sol arasında bir barış kurulmuş olacaktı.
Fakat yıllardır CHP ile mücadele eden, “AP’yi bölecek CHP’yi iktidara getirecek” diye Erbakan’ın partilerine karşı mücadele etmiş sağ kesim ve özellikle böyle bir ihtimal olmasın diye var oluş savaşı veren cemaatler, SHP ile koalisyon girişimlerinden hoşnut değildi. Ayrıca bu koalisyon olursa Refah Partililere karşı söyleyebilecek bir şey kalmayacaktı. Çünkü SHP demek CHP, RP demek MSP demekti. Zaten SHP, 12 Eylül darbesinden sonra CHP adını kullanamadığı için SHP’ydi. Üstelik SHP’nin lideri, sağın ce cemaatlerin yıllarca en nefret ettikleri siyasetçi olan İsmet İnönü’nün oğluydu.
Bu konu tartışılır ve tedirginlik yaşanırken Demirel, SHP'ye ortaklık teklif etti ve DYP-SHP hükümeti kuruldu. (30 Kasım 1991) Bu hükümetin kurulmasıyla ağ kesimde büyük hayal kırıklığı meydana geldi. Güven oylaması günü geldiğinde ise Meclis’te büyük kavgalar yaşandı. Seçime HEP'le ittifak yaparak giren SHP'nin HEP kökenli milletvekili Leyla Zana Kürtçe yemin etmişti. Bazı milletvekillerinin üstünde Kürtlerin sembol renkleri sarı-kırmızı ve yeşil aksesuarlar vardı. Buna mukabil Hasan Mezarcı Kur'an üzerine yemin etmek isteyince Meclis'te ortalık karıştı.
Hükümet kavga ve gürültüler arasında güvenoyu aldı. Darbeciler tarafından siyasi hayatlarına son verilmek istenen her kesimden insan Meclis'te görev aldı. Demirel, Erbakan, Ecevit ve Türkeş gibi eski liderler tekrar parlamentoya girdiler. İçlerinde en mutlu olan hiç şüphesiz Başbakanlık makamına tekrar kavuşan Süleyman Demirel'di. Bir kez daha darbeyle gitmiş, seçimle gelmişti. Başbakan olunca ANAP'a ve Cumhurbaşkanı Özal'a olan sert tavrını yumuşattı. “Devletin zirvesinde kavga olmaz” diyordu.
Fakat DYP'nin RP ittifakıyla değil de “PKK'lıları içinde barındıran” SHP ile hükümet kurması, sağ kesimde tartışmaları sürdürdü. Çünkü DYP'nin geleneksel “CHP'yi, solu hiç bir zaman iktidar yapmamak” anlayışı yıkılmış, sadece sol ile değil “PKK’lılarla da” iktidar ortağı olmuştu.
Demirel'ci tek Nurcu cemaat kalan Yeni Asya çevresi de zor durumda kalmıştı. Yıllardır CHP ve solu iktidar yapmamak için hep Demirel'i destekleyen, geçmişte CHP ile koalisyon kuran MSP ile yıllarca kıyasıya mücadele veren grubun mensupları şimdi aynı şeyi Demirel yapınca, sessiz kalmak zorunda kalmıştı. Cemaatten bazıları bu durumu hazmedemiyordu. Diğer cemaatler ve Refah Partililer, “Bak sizin Demirel solu, PKK’yı iktidar yaptı” diye takılıyorlardı.
Bu arada Muhafazakâr partiler bloku olan ittifak bir ay sürmeden dağıldı. MÇP kökenli 19 milletvekili “daha büyük oluşuma imkân sağlamak” gerekçesiyle ittifaktan ayrıldı. Bu ayrılık sağ kesim için büyük bir şaşkınlığa neden oldu. “İttifakı bozan vebal altında kalır” duygusu benliklerindeydi ve bu söz genelde ittifakı bozmasından korktukları Erbakan için söylenmişti. Ama Erbakan'dan beklenirken, ittifakı Türkeş bozmuştu. Üstelik MÇP hükümete güvenoyu vermişti. Ancak MÇP........
