Asrın Uzviyeti
Bütün gamlı yürüyüşlere keman sesi eşlik etmez. Ve her keder açlık, soğuk, bitkinlikle taçlanmaz. Bir kıyı şehri, kaya yığıntılarını hırpalayan dalgalar, suratı asık bir gökyüzü, hırçın martılar, havada eriyen çığlıklar, görüş ufkunu sınırlayan pus, üşüme duygusunu artıran yamalı beton, aralıksız ama inişli çıkışlı hışırtıyı andıran ses, yani her yönden saç baş çekiştiren hırpalayıcı bir rüzgâr, ona rağmen ilginç şekilde nemli ve acıtan kaotik hava... Olmaz. Şahit olan için belki romantik, yaşayan için içten içe dramatik, kısmen melankolik...
Sefalet sansasyonel değildir. Sansasyon, skandal, sürpriz gibi kavramlar elit dünyanın sancılarıdır. Sefiller, kendi hâl ve hareketini saptayacak ruhu yakalayamaz. Onlar için soğuğu kesen herhangi bir dört duvar arasıda barınak, askıda ekmek de yiyecek, üçte ikisi tüketilip yere atılmış izmarit de içecek, bir çalılık ya da metruk bina köşesi de tuvalettir. Yan daireden çekilmiş elektrik, semt pazarı kalkınca geride kalan artıklar, cami tuvaleti ve merdiven altı çay ocağında bir tanıdığın ısmarladığı çay hayatı kolaylaştıran unsurlardır. Markette serinlikten, çay ocağında ısıdan, camide halı ya da klimadan yararlanmak sefalet içinde uzviyetini koruyabilme ufkudur.
Sefalet kural tanımaz algısı baştan........
