menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Azınlık orucu

4 10
16.02.2026

Andolsun biz, cinlerden ve insanlardan birçoğunu cehennem için yarattık. Bunların kalpleri vardır ama onlarla kavrayamazlar; gözleri vardır ama onlarla göremezler; kulakları vardır ama onlarla işitemezler. Onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır. Araf-179

Kur’an-ı Kerim anlatısına göre hüsranda olan insanlıktır. Bir kısmı değil. Yarısı değil. Tamamı hüsrandadır. Ancak %1’lik bir grubu istisna tutar yüce Rabbimiz… Şeyh Ahmed Yasin gibi iman edenler, Necmettin Erbakan gibi salih amel işleyenler, Malik El Şahbaz gibi hakkı müdafaa edenler ve İsmail Heniyye gibi sabredenler müstesna… Farklı farklı özelliklere sahip, farklı farklı ekipler mi yani kurtuluşa erenler? Hayır. Aynı anda iman, salih amel, hakkı müdafaa ve sabır özelliklerini tam tekmil sinesinde yaşayan insanlar topluluğu kurtulanlardır. (Ki bu örnek verdiğimiz öncü şahsiyetler zahiren bildiğimiz kadarıyla sayılan tüm özelliklere sahiptir.) Bir dönemden Hz. İbrahim başka bir dönemden Selahaddin Eyyubi, başka bir dönemden Abdulaziz Rantisi gibi düşünelim… Bunların tamamının içinde bulunduğu bir durum, o istisna zümreyi oluşturuyor... Burada asıl önemli olan, o dört özelliğin tam ve kavi bir şekilde yaşanabilmesidir.

Yani öyle zannedildiği gibi bir dernek-parti tabelasının, bir devlet sancağının altındaki herkes cennetlik değildir. Hatta tam aksine cahilce zahiren bile ele alınsa, ilk insandan beri insanların %99’unun cehenneme layık işler yaptığını görmek mümkündür. Yüzeysel bir okuma yapılması dahi yeterlidir Allah’ın izniyle… Rasulullah döneminden örnek verecek olursak, herkes Ömer’i bilir. Ali’yi bilir. Hamza’yı bilir. Ama Allah’a isyan ettikleri için kellelerini aldıkları kâfirlerin adlarını, sayılarını kimse bilmez. Dönemlerinde yaşayan ama Müslüman olmayan kâfir toplumların sayılarını kimse bilmez. Mekke’ye binlerce kilometre uzaklıkta yaşanan vahşetleri, zulümleri, ölenleri, öldürenleri kimse bilmez. Ancak biraz geniş açıdan bakılırsa bu hakikati idrak etmek mümkündür.

Hasılı kelam azınlıklar kurtuluşa erenlerdir. %1’e tekabül eder. Rabbim cümlemize onların ayaklarının tozu olabilmeyi nasip eylesin… Çoğunluklar helak olmuşlardır. Olmaktayız. Olacağız. %99’a tekabül eder. Rabbim bir an önce cümlemizi bu güruhtan kurtarsın… Bize merhamet etsin… İmanımızı, ilmimizi, ibadetimizi, ihlasımızı artırsın… Amin. Böyle bir girizgâhtan sonra azınlık orucu kavramının nereye varacağı az çok anlaşılmıştır Allah’ın izniyle… O zaman buyurun başlıyoruz!

Allah’a tam teslim olmuş erkekler ve Allah’a tam teslim olmuş kadınlar, mü’min erkekler ve mü’min kadınlar, İslâm’ın emirlerine itaate devam eden erkekler ve itaate devam eden kadınlar, bütün söz ve davranışlarında dürüst ve yalandan uzak erkekler ve dürüst ve yalandan uzak kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, Allah’a karşı saygılı ve alçakgönüllü erkekler ve Allah’a karşı saygılı ve alçakgönüllü kadınlar, Allah yolunda muhtaçlara harcamada bulunan erkekler ve harcamada bulunan kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, iffetlerini koruyan erkekler ve iffetlerini koruyan kadınlar, Allah’ı çok zikreden erkekler ve Allah’ı çok zikreden kadınlar: işte bunlar için Allah, hem bir bağışlanma hem de pek büyük bir mükâfat hazırlamıştır. Ahzab-35

Azınlık orucu demek, orucun genel tevhidi bir nizamın “sadece bir parçası” olduğunun idrak edilebilmesi demektir. Azınlık orucu demek, aynı zamanda bu nizamın “sadece bir parçası” dahi eksik uygulanması halinde tutarsızlığın dolaylı olarak münafıklığın devreye gireceğinin bilincinde olmak demektir. Çünkü hiçbir “şeyin” varlığının manasız yahut hikmetsiz olmadığının bilincinde olmak demektir. Azınlık orucu demek, tüm kaidelerin selametle uygulanabilmesi için nefsin dizginlenmesinin, bunun için de riyazetin önemini bilmek demektir. Azınlık orucu demek “Allah için” şuurunun yerleşmesi demektir.

Azınlıklara göre oruç ölüm değil hayattır. Abdullah b. Amr b. Âs’tan (r.a.) rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Allah’ın en çok hoşnut olduğu oruç, Dâvûd’un orucudur. O, yılın yarısını oruçlu geçirirdi. Yüce Allah’ın en çok hoşnut olduğu namaz da Dâvûd’un (as) namazıdır. O, gecenin yarısını uyku ile geçirir, sonra kalkıp namaz kılar, sonra gecenin kalanında yine uyurdu...” (Müslim, Sıyâm, 190) Azınlıklara göre oruç diyet fırsatı değil şehadet libasıdır. Hazreti Hamza, Uhud Harbi’ne giderken oruca niyetlenmiştir. Şehîd olursam Rabbimin huzûruna oruçlu olarak çıkayım, düşüncesiyle… Bu minvalde Yahya Sinvar’ın da şehit olmadan önceki üç gün hiçbir şey yemediği tespit edilmişti… Belki de o da Hz. Hamza gibi şehadet orucuna niyetlenmişti... Kim bilir…

Azınlıklara göre çocuklar çok yiyerek değil, oruç tutarak büyür. Nasıl kıyıyorsunuz diye sormaz kimse… Küçük yaşlardan itibaren şeytanla ve nefisle mücadele öğretilir. Fedakârlık öğretilir. Sabır öğretilir. Adamlık öğretilir. Hz. Ömer hilâfeti döneminde Ramazan’da sarhoş olan birine: “Yazıklar olsun sana! Bizim çocuklarımız bile oruç tutmaktadır!” demiştir. (Buhârî, Savm, 47)

Azınlıklar oruçluyken de değilken de kul hakkı yemez. Oruç, insanlar nefislerini köreltsin, sabırlarını artırsın da kalp kırmasınlar diye tutulur. Nefislerine uyup günahlara haramlara bulaşmasınlar diye tutulur. Oruç insanı tutsun diye tutulur. İnsanı tutmayan oruç çoğunlukların; sıradan, basit, ahlak ve maneviyatsız diyeti olabilir. Ramazan’da azınlık orucu tutanların şeytanları bağlanır. Doğrudur. Buna karşın çoğunlukların oruç&diyet anlayışını benimseyenler, direkt kendileri şeytanlaşır. Sürekli öfkelidirler. Hayattan lezzet alamazlar. Ramazan bitsin diye gün sayarlar. Azınlık orucu tutanlar ise Kur’an okur. Hadis okur. İbadetleri artırır. Attıkları adımda, aldıkları her solukta Rabbimizi anarlar. Sakinleşirler. Vakar dururlar. Tebessümleri, selamları eksik olmaz. Oruç, azınlıkların Rabbine iman edenleri güzelleştirir.

Azınlık orucu tutanlar faizli kredi kartı kullanmazlar. Ev, araba, arsa sahibi olmak için faize bulaşmayı göze almazlar. Azınlık orucu tutanlar zina etmezler. Haram ilişkiler sürdürmezler. Azınlık orucu tutanlar sanal&yasal hiç fark etmez, kumarın hiçbir türlüsünü oynamazlar. Azınlık orucu tutanlar küfürlü konuşmazlar. Yalan söylemezler. Gıybet yapmazlar. İftira atmazlar. Fitne çıkartmazlar. Azınlık orucu tutanlar ya hayır konuşurlar ya da susarlar. Azınlık orucu tutanlar; hırsızlık, yolsuzluk yapmazlar. Bizdendir diye hırsızı yolsuzu kollamazlar. Azınlık orucu tutanlar, haksızlığa sessiz kalmanın dilsiz şeytan mesleği olduğunu bilirler. Gazze’yi izler, kendi hallerine üzülürler. Suriye’yi izler kendi hallerine üzülürler. Myanmar’ı izler kendi hallerine üzülürler. İslam coğrafyasında oluk oluk akan kana karşın, ellerinden hiçbir şey gelmemesine üzülürler.

Azınlık orucu tutanlar koşarlar. Allah için daha hızlı koşarlar. Bir işi bitirdikleri vakit Allah için diğerine koyulurlar. Kurur çatlar dudakları, durur yorulur solukları… Ama vazgeçmezler… Asla vazgeçmezler. Ölürler yine de vazgeçmezler. Çünkü attıkları adımı, aldıkları nefesi cihat sayarlar. Bir çay bardağı yıkarken de bir gıda kolisi taşırken de bir makale tahliline katılırken de bir sohbet ortamında bulunurken de iş yaparken de evlenirken de ölürken de kâinata cihat gözüyle bakmaya gayret ederler… Onlar orucu Ramazan’a, Rabbi kendi ufuklarına sığdırmaya çalışmazlar.

Azınlık orucu tutanlar; azın ve orucun kimin eseri olduğunu idrak edenlerdir. Rabbim cümlemize hakkı hakikati bütünüyle idrak ederek Ramazan ayını yaşayabilmeyi nasip eylesin. Allah’a emanet olun canlar.


© Milli Gazete