Süleyman Soylu’nun Tuncay Sonel’e atarlanması lazım ama!..
“Gülistan Doku” cinayeti hakkında malumatı olmayanınız yoktur sanırım!
Bir taraftan Diyarbakır’da hayvancılık ve tarım işlerinden kazandıkları üç beş kuruşla yavrucaklarını Tunceli’ye okumaya yollamış aile...
Bir nevi can parelerini devlete emanet etmiş.
Diğer tarafta o günlerde devleti temsil eden irade ise el ele verip kızcağızın katliamına ortak olmuş, gizlemiş.
Yani ortada hem bir cinayet hem de Susurluk vari bir çeteleşme var.
Bu durum karşısında gerek Millî Gazete’de gerekse millligazete.com.tr’de haberler yapıldı, bizler ise makale yazdık.
Son yapılan haberde ise cinayetin işlendiği dönemde içişleri bakanı olan Süleyman Soylu’nun da adı geçiyordu.
Özet olarak, Süleyman Soylu’ya, muhalefet milletvekili tarafından bugün tutuklu bulunan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında neler yapıldığı ve ne gibi sonuçlara ulaşıldığı soruluyor.
Soylu da, “Yapılan çalışmalar ve savcılık soruşturması neticesinde Vali Tuncay Sonel’in suçsuz olduğu anlaşılmıştır” açıklaması yapıyor.
Bu durum, Meclis tutanakları ile de kayıt altına alınıyor.
Zaten Soylu da bu açıklamayı doğruluyor.
Malum olduğu üzere, geçtiğimiz günlerde tutuklanan Tuncay Sonel hakkındaki iddiaların listesi epeyi kabarık.
Sonel, birkaç farklı suçlama neticesinde görevden el çektirildi, açığa alındı ve tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Okuduğumuz kadarıyla da cezaevine giren ikinci vali oldu.
İlki 1940’lı yıllarda Ankara valisi Nevzat Tandoğan olmuş.
Konumuza dönecek olursak… Süleyman Soylu’nun verdiği “Tuncay Sonel’in herhangi bir suça karışmadığı anlaşılmıştır” cevabının elimize geçmesi üzerine gazetemizde haber yapıldı.
Bu belge, dünyanın her yerinde haberdir.
Başka bir bakan ya da bürokrat hakkında da benzer bir belge elimize geçse onu da haberleştiririz.
Soylu ise sosyal medya hesabından gazetemiz ve bizler hakkında ağır ifadeler içeren bir açıklama yayımladı.
Açıklamasının ilişiğine, bizim kaynak gösterdiğimiz belgeyi de eklemiş.
Biz de tam bunu dedik.
Ama anlaşamadığımız bir konu var.
Soylu, kendisinin dönemin valisi hakkında elinde olan belgeler ışığında açıklama yaptığını söylerken, biz de yine kendisinin en azından aldatıldığını söylüyoruz.
Süleyman Soylu, şayet suçsuz olduğunu ve kendisine yanlış bilgi verildiğini düşünüyorsa Millî Gazete’ye değil, ilk önce Tuncay Sonel’e atarlanması gerekiyor.
Zira o gün kendisine ulaştırılan bilgi ve belgelerin tamamının yanlış olduğu bugün anlaşılmış durumda.
Kendisine oldukça yakın olduğu belirtilen bir vali, devasa bir suç örgütü kurup bir şehirde devleti de sıkıntıya düşürecek icraatlarda bulunmuşsa ve bunu da amiri olan Süleyman Soylu’dan gizlemişse tam da bu nedenle Soylu’nun Sonel’den hesap sorması lazım.
Ayrıca iddialar gündeme geldiği zaman Tunceli’ye İçişleri Bakanlığı müfettişleri gönderildi ise bu müfettişlerin hazırladığı raporda da sorun var demek.
Şayet müfettiş gönderilmemişse o zaman bakanlıkta sorun var demek.
Gülistan Doku cinayetinden asıl suçlu ve tetiği çeken isim olarak tutuklanan dönemin valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel, adeta insanların gözüne sokarak kriminal bir hayat yaşamış.
Cinayet zanlısı Mustafa Türkay Sonel, açık kaynaklardan, sosyal medya hesabından devletin envanterinde bulunması gereken silahlarla pozlar verip bu pozları da paylaşmış.
Bir bakanın döneminde bir valinin oğlu böylesi kriminal bir hayat yaşayabiliyorsa orada hesap kime sorulur?
Herhalde Millî Gazete’ye sorulmaz
Bugün ortaya çıkan ve savcılık soruşturmasına da yansıyan delillere göre Tunceli’de tam manasıyla Susurluk vari bir çeteleşme hüküm sürmüş.
Hem de uzun bir zaman diliminde.
Yine savcılık kayıtlarına göre Gülistan Doku cinayeti ulu orta yerde işlenmiş ve deliller de cüretkâr bir şekilde karartılmış.
Bu dönemde görev yapan bütün devlet görevlileri önce kendi vicdanında kendini sorgulamalı.
Ayrıca geçtiğimiz hafta sonu İstanbul’da gazete yöneticileriyle bir toplantı yapan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi de Gülistan Doku cinayetine ilişkin bakanlık bünyesinde bir soruşturma başlattıklarını ve varsa olayda dahli olan herkesin açığa çıkartılacağını açıkladı.
Net olarak görülüyor ki, Gülistan Doku cinayetinde bütün karartmalar Adalet ve İçişleri bakanlıklarının bünyesinde yapılmış
Ayrıca Gülistan Doku’nun hastane kayıtları da yine kolluk kuvvetlerinin girişimiyle silinmiş.
Bütün bu gelişmeler bugün savcılığın tespitleriyle doğrulanmış vaziyette.
İşte tam burada dediğimiz gibi Süleyman Soylu, suçsuz olduğuna inanıyorsa en azından kandırılmış.
Hem de kendi bürokratları tarafından ve Tuncay Sonel tarafından.
Çıkıp öncelikle bunu ikrar edip kamuoyundan özür dilemeli.
İlk önce bunu yapmalı.
Sonra da Tuncay Sonel ve avanesinden hesap sormalı.
Zira bizlerin veremeyeceği hesap yok!
