menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mutlak butlan süreci… Parçalanan muhalefet, büyüyen muhalif seçmen ve oluşan yeni “ana muhalefet” tablosu…

8 0
01.06.2026

Hemen her olayda olduğu gibi mutlak butlan sürecinde de iki fikir ortaya çıktı.

Birincisi; “Yerel seçimlerden CHP’nin birinci parti çıkması sonrası ve Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığını açıklaması ile AK Parti yani Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından düğmeye basılarak en önemli rakibi bertaraf edildi” diyenler var.

İkinci olarak ise; “Ekrem İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin maddi imkânlarını kullanarak gayri hukuki yollara da saparak Kemal Kılıçdaroğlu’nu genel başkanlık koltuğundan indirdi. Olayların içinde bulunan CHP’li isimler yargıya başvurup ellerindeki bilgi ve belgelerle mutlak butlan süreci için ilk adımı attı ve mevcut durum ortaya çıktı” görüşünü savunanlar var.

Peki biz ne mi düşünüyoruz?

Net olarak bu iki görüşten birini benimsiyoruz ama şu anda bunu açıklamanın ne yeri ne de zamanı.

Yeri değil, zira anlatmak istediğimiz konu mutlak butlan kararı sonrası ortaya çıkan tablonun yorumlanması ve muhtemel senaryolar olacak.

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki; siyaset zemininin bir daha “mutlak butlan” kararı öncesine dönüş yapması neredeyse imkânsız.

Yani “hiçbir şey eskisi gibi olmayacak”.

Zira bu saatten sonra en azından uzunca bir süre iki CHP’den bahsetmemiz gerekecek gibi.

Aslında “mutlak butlan” kararı sonrası her şeye rağmen mevcut tablo ortaya çıkmayabilirdi.

Zaman gösterecek ama Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel kanadı kendileri açısından gerekirse “kan kusup kızılcık şerbeti içtik” diyerek ve gerekli eleştirileri de yaparak CHP Genel Merkezi’nde kalmalıydılar.

Her ne yapacaklarsa da CHP çatısı altında yapmalıydılar.

Kendileri açısından doğru olan buydu gibi gözüküyor.

Özgür Özel, “Geri gelmek için gidiyoruz” diyerek biraz romantik, biraz da gergin bir atmosferde yağmur altında terk ettiği genel merkez binasına ne zaman döner bilinmez.

En azından treni kaçırmadan dönebilir mi?

Ancak son günlerde sıkça dile getirilen yeni bir parti niyeti varsa o apayrı bir tartışma konusu…

Kılıçdaroğlu’nun takındığı net tavır ve Özel-İmamoğlu ikilisinin tutumu ise artık siyaseten bir ayrışmayı işaret ediyor.

Biz şimdilik mevcut tabloyu yorumlamaya çalışalım.

Ortada gözüken, Kemal Kılıçdaroğlu, en azından partisini cumhurbaşkanlığı seçimlerine kendisi götürmek için tüm imkânları kullanacak gibi.

Her ne kadar “bir an önce CHP’yi kongreye götüreceğim” dese de mevcut delege yapısıyla gidilecek kongrenin sonucunu en iyi Kılıçdaroğlu biliyordur.

Dolayısıyla genel seçimler öncesi bir kongre pek mümkün gözükmüyor.

Mevcut durumda da cumhurbaşkanlığı için diploma iptali sonrası zaten mümkün değil ama olabilse de asla Ekrem İmamoğlu’nu aday göstermeyecektir, Mansur Yavaş ise Özgür Özel kanadına yaklaşarak bu ihtimali ortadan........

© Milli Gazete