Tarihle hile, hem de bile bile
Satanist, Siyonist, pedofilik ve katil ABD ve İsrail’e karşı İran tek başına zafer kazanma yolunda büyük mesafeler kat etti. Hepimiz iftihar ediyoruz, dua ediyoruz. Bir avuç mezhep kızıştırıcısı ve bir o kadar da tarih istismarcısı ve hilebazı ve bilmeden onların oyununa gelen gafiller sevincimize gölge düşürmeye ve İslam Birliği kapılarının aralanması çalışmalarını sabote etmeye yeltenmektedirler.
Mezhep kızıştırıcılarına karşı gerçekleri dile getiren şuurlu hocalarımız ve uyanık kanaat önderlerimiz gerekeni söylüyorlar, sağ olsunlar.
Ya tarih istismarcıları, hilebazları ve onların oyununa gelenler?
“Bu İran var ya, bunlar kalleş ve fırsatçı bir millettir. Kendileri küffara karşı hiç savaşmadılar ve de savaşmazlar. Ne zaman ki Osmanlı batıda küffara karşı savaşmaya başlasa, bunlar arkadan kalleşçe Osmanlı’ya karşı hücuma kalkmışlardır. Bunlara asla güvenilmez.”
Bir kere şunu tespit edelim. Bugünkü İran-Türkiye sınırı 1639 yılında yapılan ve Kasr-ı Şirin denilen antlaşma ile çizilmiş olup, yaklaşık 400 yıldır hemen hemen hiç değişmemiştir. Belki bu, dünya tarihinde iki komşu devletin değişmeyen sınırları konusunda, örneği olmayan veya az olan bir durumdur.
1639’dan önceki olaylar artık eski tarih olmuş olup aktüel konulara örnek olması akla uygun değildir.
Ya 1639’dan sonra Osmanlı-İran ve Türkiye-İran arasında 400 yıldır önemli olarak neler yaşanmıştır?
İlk olay Osmanlı’nın savaşsız geçen Lale Devri içinde yani 1720’li yıllarda vuku bulmuştur. O yıllarda komşu İran, doğuda ve batıda iç isyanlarla uğraşmaktan dolayı zayıf duruma düşmüştür. Bunu fırsat bilen Rusya, Kafkasya’dan güneye doğru İran’a hücuma geçmiş ve hızla ilerlemektedir. Önünde Osmanlı’nın 1639’dan önce sahip........
