menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Genç ya da yaşlı: Yürüyüşten geri durmamak!

23 0
26.02.2026

Büyüklerin ve yaşlıların gençleri yetersiz bulup eleştirdiğine tanık olmuşuzdur. Onlara göre gençler, her zaman yol gösterilmeye muhtaçtırlar; yetersizdirler ve iz, yol bilmezler. Gençleri hedef alıp küçümseyen ve bozulmayla itham eden üst perdeden başlayan yargılayıcı bakış açısının, bir kişinin kendi gençliğindeki beceriksizliğini örtmesinden kaynaklandığını düşünüyorum. Zira bu gençlerin -varsa- bir kusuru, onların bu hale gelmesine neden olan şartları, ortamı, tedrisatı, tefekkürü, iradeyi ve anlayışı tesis eden bu büyüklerinden başka sorumlu aramak yanlış olur. İradesi susturulmuş, kimliği yok sayılmış ve varlığı inkâr edilmiş bir genci bu hale getiren yaşlıların kalkıp bu genci “iradesini yanlış kullanıyor ya da hiç kullanamıyor” diye itham etmesinden daha büyük bir haksızlık olmasa gerek!

Gencin gücü; yaşlının kemâlâtı

Müslümanların yaşadığı toplumlar dinamizmlerini, yaşlıların ve gençlerin bütüncül hareketinden alırlar. Bu ortak hareket yaşlıların tecrübesiyle gençlerin heyecanını birleştirir. Yaşlıların geçmişte yaşayıp tecrübe ettikleri hatalara gençlerin düşmesini önler. Ortaya çıkan ruh, güçlü bir Müslüman toplumun inşasını sağlar.

Müslüman toplumda yaşlılar, kâmil insanlardır. Onların kemâlâtı, gençlerin saygısını celb eder. Hz. Ebû Bekir’in, Üsâme b. Zeyd b. Hârise’yi (ö. 54/674) ordunun başında Suriye’ye operasyona gönderişi, bu kemalatın örneklerinden biridir. Üsâme, on sekiz yaşında genç bir komutandı. Üstelik Hz. Peygamber vefat etmeden önce Üsâme’yi Roma’ya düzenlenecek seferin komutanı tayin etmişti. Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer gibi önde gelen kişiler de onun emrinde birer nefer olarak savaşacaktı. Hz. Ebû Bekir’in kâmil bir yaşlı kimliğini, Üsâme’nin gençliğini ve dinamiğini birleştiren bu sürecin hikâyesini konuşmak oldukça yararlı olacaktır:

Mûte Savaşı, Müslümanların Suriyeli Hristiyan Araplar ve Bizans ordusuyla yaptığı ilk savaştır (8/629). Bu iki müttefik güç, Mute Savaşı’nda çok sayıda Müslümanı katletmişlerdi. Üsâme de o savaştaydı ve babası Zeyd b. Hârise’nin hunharca katledilişine tanık olmuştu. Arkadaşlarına çok düşkün olan ve onların intikamını her zaman alan Hz. Peygamber, Roma’ya operasyon yapmak için hazırlıklarını tamamladı. 11. yılın Safer ayında (Mayıs 632) Suriye’ye göndermek üzere bir ordu kurdu. Başına da Üsâme b. Zeyd’i atadı. Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer gibi önde gelen sahâbîleri de onun emrine verdi.

Üsâme, Medine’nin dışında Curf denilen yerde........

© Milli Gazete