menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yeni yeni tabirler

7 0
02.06.2026

Toplum, birtakım şeyleri yaşayarak ortak kelime dağarcığını genişletiyor, yeni kavramlarla yüzleşiyor, yeri geldiğinde öğreniyor, öğrenmese bile bir şekilde haşır neşir olmaya başlıyor. Yaşanan olaylar, deneyimler, toplumun hafızasına iyi veya kötü şekilde işleniyor, topumun fertleri üzerinde de öyle veya böyle bir etkiye neden oluyor.

Öğrenmek kötü olamaz elbette, ancak tuhaf gündemlerle şekillenen hayatlarımızda belki de yaşamamamız gereken hadiseler neticesinde birtakım şeyleri deneyimlememiz ve bu yüzden de toplumsal kelime dağarcığımıza yeni tabirlerin eklenmesi duruma göre pek de anlamlı olmayabiliyor.

Mesela 1999’daki Gölcük depremine kadar toplumsal hafızada yeri bile olmayan birçok kavram hayatımıza hızla girdi. “Artçı şok”, “öncü deprem”, “depremin şiddetiyle büyüklüğünün farklı kavramlar olması”, “fay zonu”, vs vs gibi hususlar konusunda bilgimiz arttı, bir farkındalık da oluştu.

Deprem biliminin terimleri, tabirleri, deprem bilimcilerin jargonu, o güne kadar kendi aralarındaki bir iletişimin vasıtasıyken, artık toplumsal iletişimde de yer edindi. Toplumda bu konuda artan farkındalıkla beraber insanların zihninde ve bilinç altında “deprem” konu başlığına da bir klasör ayrılmış oldu.

Ancak bütün bunlar popüler bir ilgi nesnesinden öteye gitmedi, toplumsal bir bilinçlenmeye dönüşemedi, sadece raytingi........

© Milli Gazete