Kaynak değil tercih meselesi
Türkiye’de öteden beri siyasetçilerin sığındığı bir argüman vardır. Bu argüman yerine göre bir mazerete de dönüşür. İktidar mevkiindekiler, küçük bir icraatı bile büyüterek anlattıkları gibi yapmadıklarını veya yapamadıklarını da türlü çeşitli bahane ve mazeretlere bağlarlar.
Bu mazeretlerin başını da “kaynak yok” çeker. Aslında yapma niyetinde olunduğu ancak “kaynak yetersizliği” nedeniyle yapılamadığı, Türk siyasetinin en büyük klişelerindendir. İşin enteresanı, hemen her devirde de olmadığı söylenen “kaynak”, bir başka meselede bir anda bulunuverir.
90’lı yıllarda, Refahyol hükümeti dönemi öncesini hatırlayalım. Her zamanki gibi süregelen yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı gibi sorunların yanında o dönemde de rantiyeye yüksek faizler ödeniyor, bütçe rantiyeye akıyordu. Erbakan Hükümeti, ki gücü zerresine kadar elinde tutan bir “tek parti iktidarı” değil bir “koalisyon hükümeti”ydi, göreve gelir gelmez çalışanlara, işçi ve memurlara, emeklilere büyük zamlar verebildi. Bunu yaparken Merkez Bankası matbaasına fazla mesai yaptırılmadı, yani para da basılmadı, hesapsız kitapsız ve yüksek faiz mukabilinde iç veya dış........
