menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

2026 nefes aldıracak mı?

21 0
06.01.2026

Aslına bakılırsa, şu an en başat gündem maddesi olarak bir kez daha ve en sakil haliyle gözler önüne serilen “Amerikan emperyalizminin çapaçulluğu”nu ele almak gerekiyor. Kendini “dünyanın jandarması” olarak göstermeye çalışarak “emperyalist eşkiyalığı”nı o bildik propaganda marifetleriyle “özgürlük ve adalet savaşçısı” olarak takdim eden ABD, bu sefer ona bile tenezzül etmiyor ve yarım ağız bir “uyuşturucu üretimi” bahanesini öne sürerek gerçek nedenin petrol olduğunu gizlemeye bile gerek duymuyor.

Trump’la birlikte tüm dünyayı ve dolayısıyla da tüm insanları kendisinin malı gibi görme ilkelliğini daha da ham bir şekilde ortaya koyan, hiçbir diplomatik nezaketi ve siyasi edebi gözetmeyen sakil bir tavrı önceleyen ABD, güce tapan ve güçlüyü haklı gören çevrelerin de alkış tutmasıyla iyice pervasızlaşıyor. Bu gözü dönmüşlüğün giderek küresel bir tavra dönüştüğü bir ortamda son yaşanan hadise, tam da zamanın ruhuna uyuyor ve aslına bakılırsa zamanın ruhunu teşkil ediyor.

Her ne kadar bir diktatör veya otokrat da olsa, kendi ülkesinde çok çeşitli eleştirilere ve şikayetlere de neden olsa, bir ülkenin devlet başkanına yönelik bir saldırının, hele ki eşkiyalar gibi “adam kaçırma”nın hiçbir hukukta yeri yoktur, olamaz. Bu konuda Avrupa Birliği’nin ikircikli tutumu, neyi söylediği ve savunduğu belirsiz açıklamaları klasik çifte standardına ve ikiyüzlülüğüne tam da uyuyor. ABD karşıtı cepheden yükselen........

© Milli Gazete