menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Zulüm ve işkence dersleri

16 0
13.04.2026

Modern zamanların Batı dünyasının aymazlığında, insanlık büyük bir işkence altında. Bunu sadece bir çevreye hasretmek çok da sağlıklı değil. İnsanlığın gözünün önünde süregelmekte ve süregidecek savaşlara, çatışmalara bakıldığında normal bir seyir içinde olmadığı bir gerçek. İnsanlığı yöneten, çekip çeviren, yönlendiren güçlerin sınır tanımazlıkları mizaçları ve karakterleri ortaya koyuyor. İnsanların durumları kimi hayvanlarla karşılaştırırlar. Merhum Cahit Zarifoğlu’nun şu iki dizesini çok severim. “Çekip mavzerler çıkardılar oyluk etlerinden / Durdular ite çakala karşı yârin kapısında” Bu dizler ışığında Batı düşüncesinin mensuplarını it ve çakal ile tanımlamak bile yakışık almıyor. İnanışımızda bu tip insanlar hayvandan da aşağı olarak tanımlanır. Merhum Necip Fazıl, Elâzığ’daki konferansında dinlemiştim insanlığın aşağılık hâlini tanımlarken “belhum adal” demişti, hayvandan aşağı. Sesi kulaklarımda hâlâ.

İslâm inanış ve düşüncesinde savaşların hem bir ahlâkı hem de bir hukuku var. Efendimiz, savaşlara gidildiğinde, özellikle uyarılarda bulunur. Yaşlılara, kadınlara, çocuklara, sivillere, hayvanlara, meyve ağaçlarına dokunulmaması önerisinde bulunur. İnsanlığın hakları koruma altına alınır. Savaş anında “aman dileyen” teslim olanlara da dokunulmaması için uyarır.

Batı’nın sürdürdüğü savaşlara bakıldığında bırakın bu anlayış ve düşünüşü, zerresi bile dikkate alınmıyor. Yakın zamanın süren savaşında Gazze, İran, Lübnan ve çevresindeki savaşlarda insanlık dışı uygulamalar insanı kahredecek türden.

İran’da Minab öğrenci katliamı Batı için tam anlamıyla bir gösterge. Onların ruhlarını yansıtan bir uygulama. Öldürülen o yavrucakların hiçbir günahı, savaşta bir nedenleri olmadan katledilmelerin üzerinden şu kadar zaman geçti, ruhları bile tınmadı. Öldürenlerde olduğu gibi gören, tanık olanlar da tınmadı.

Gazze’nin masumları iki yılı aşkındır süren savaşta neler yaşandığını anlatmaya gerek yok. Çünkü her şey gözler önünde.

Soykırım sadece insanlar için değil, o bölgede yaşayan hemen her varlık için de geçerli.

Ukrayna Rusya savaşında da benzer durum var. Fakat orada bir yerde duruluyor. Çünkü aynı inanışa mensup olduklarından bir yerde duruyorlar.

Gazze işgalinden beri üzerinde ısrarla durduğumuz bu savaşın sadece Filistinlilere dönük olmadığını, İslâm ve Müslümanlara dönük olduğunu vurguluyoruz. Onlar özellikle zaman zaman bu vurguda bulunmaktan geri kalmıyorlar. Trump “İran medeniyetini ortadan kaldıracağız” demiş, taş devri çağına göndereceğini de vurgulamıştı. İran medeniyeti diğer Müslüman toplumlarda olduğu gibi İslâm medeniyetidir. Evangelistlerin Beyaz Saray’daki ayini de bunu göstermiyor mu? Bu, çok sıradan absürt bir davranış mıdır?

Bu Müslümanlara olan hemen her saldırılarda dile getirilir. Bush’ların saldırılarında da Haçlı seferi vurgusunda bulunulmuştu. Arap Baharı sırasında Fransa Dışişleri Bakanı da vurguladı. Kendileriyle iyi ilişkiler içinde bulunan Müslüman ülke liderlerinin gözlerinin içine baka baka söylüyorlar. Söz konusu ülkelerin liderleri kıvranır itiraz ederlerken sadece mırın kırın ederek geçiştiriyorlar.

Batı, bu son savaşta artık sınırlarını da aşarak çok ileri boyutta işkence etmede haz alıyor. Artık aralarında vicdani olarak tahammül edemeyenler çıkınca oyun bir yerde sanki bozuluyor. İspanya yöneticileri bu anlamda övgüyü hak ediyorlar. Seslerini yükseltmeleri diğer ülke yöneticilerini de etkiliyor, şöyle ya da böyle yansımaları oluyor.

Bu milletlerin çocukları bundan böyle nasıl bir karakter ve mizaca sahip olacaklar. Savaş, öldürme ve işkenceden haz almış olanların çocukları onlardan farklı düşünemezler. Hemen her solukta nefret ve şiddet aşılanıyor.

Müslümanlar inanışlarında çocukları her hâlükârda masum bulurlar.


© Milli Gazete