İğdişleşmiş ruhlularla bir yere varılamaz
İnsanın çok yönlü bozulduğu, bozguna uğradığı bir dönem. İdeolojilerin insanı insan olmaktan çıkardığı, kendine göre insan tipleri oluşturduğu sürecin sonundayız. İdeolojilerin etkisi ve gücü yok gibi görünüyorsa da varlığı bir çürüme olarak var ve etkili. Bir Müslüman’ın ideali olan büyük düşüncesinden vazgeçişi, bir insanın sahip bulunduğu ya da kimi özellikleri birer temel unsur olarak görmesinin ağır basması önemli bir sorun. İslâm’ı kendi ideolojik dar kalıp çerçevesi içinde görmesi, diğerlerini ise ötelemesi ünün bir anlayışı.
İdeolojileri aşan, insanlığı etki altında tutan siyasal bir dilin varlığı düşüncenin de önüne göçmüş bulunuyor. Bir slogan, keskin bir asıp kesme biçimi olan yargılama, karar verme dili daha ağır basıyor. Aktörün kendisi bile böyle bir komunda olduğunun farkında değil. O başının üzerinde dönen bulutların büyüleyici dalgasında sadece var olmaya, âdeta yüzmeye bakıyor.
İnsanlık için genel olarak tehlikeli olan kimi durumlarda bu koşullu zihinler arenasında görünmez oluyor, tehlikesinin farkına varılamıyor. Öylesine geçiştirilip duruluyor. Etrafımızda dönen büyük dolabın çarkını ellerinde tutanlar istedikleri gibi bu çarkı hızlandırıp........
