menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dün 12 mart idi; İktidarlar sandıktan çıkmalı ve sandık kararıyla gitmeli!

14 0
13.03.2026

Bundan 55 sene önce...

12 Mart 1971'de bir 'muhtıra'lı darbe yaşandı! 12 Mart Darbesi...

Çok fazla gündeme gelmedi ancak dün 12 Mart idi...

12 Mart'ta bir darbe oldu ama nedense bu askeri darbeyi pek kimse hatırlamıyor...

Dönemin Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç, Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Gürler, Deniz Kuvvetleri Komutanı Celal Eyiceoğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur'un imzasıyla Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'a bir muhtıra verildi...

Muhtırada ne vardı? Hükûmetin istifası talep ediliyordu bu muhtırada!

Daha açık bir ifadeyle, 12 Mart 1971 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri, Başbakan Süleyman Demirel'e bir muhtıra vermiş ve 'çekil' demişti!

Her darbede olduğu gibi bazı gerekçeler de ileri sürülmüştü; kardeş kavgasının önlenemediği, anarşinin engellenemediği, Atatürk ilkelerine sahip çıkılmadığı ve reformların yapılamadığı dolayısıyla bunların sorumlusunun da "hükümet" olduğu...

12 Mart 1971 günü saat 13.00’da TRT radyosundan duyurulan muhtıranın içeriği şöyleydi:

* "Parlamento ve hükümet, süregelen tutum, görüş ve icraatıyla yurdumuzu anarşi, kardeş kavgası, sosyal ve ekonomik huzursuzluklar içine sokmuş, Atatürk‘ün bize hedef verdiği çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak ümidini kamuoyunda yitirmiş ve anayasasının öngördüğü reformları tahakkuk ettirememiş olup, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceği ağır bir tehlike içine düşürülmüştür."‘

Başbakan Süleyman Demirel 12 Mart Muhtırası'ndan sonra şapkasını alıp gitti, istifa etti. Hükümet düştü.

Nihat Erim başkanlığında sivil bir hükümet kurulmasına karar verildi ve kuruldu.

1961 Anayasası’ndaki hak ve özgürlükleri genişleten maddeler değiştirildi.

Peki, muhtıra sonrası ne oldu?

Tamam, 27 Mayıs ve 12 Eylül askeri darbelerinde olduğu gibi Parlamento feshedilmedi! Siyasi partiler kapatılmadı. Anayasa askıya alınmadı.

Ama asker teknokrat bir hükümet istiyordu ve bunun için tarafsız bir başbakan gerekiyordu...

Başbakanın da Meclis içinden çıkması lazımdı ve güvenoyu alması şarttı.

Tarafsız bir milletvekili aranıyordu...

CHP Kocaeli Milletvekili Nihat Erim üzerinde mutabakat sağlandı. Erim, CHP‘den istifa etti. Böylece artık bağımsız başbakan olan Nihat Erim "partiler üstü reform hükümeti"ni kurdu.

Nihat Erim hakkında da kısa bilgi vermek isterim;

Nihat Erim, 1912'de Kocaeli'nin Kandıra ilçesi doğumlu bir siyasetçiydi.

Aslen Ardahan'ın Posof ilçesine bağlı Erim köyündendi. Soyadını da köyünden almıştı.

Galatasaray Lisesi'nde öğrenim gördü. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu. Aynı alanda doktora eğitimi aldı. 1939'da da Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kamu hukuku doçentliğine atandı. 1941'de de profesör unvanı aldı. 1959-1961 yılları arasında da Birlemiş Milletler Uluslararası Hukuk Komisyonu üyesi olarak görevlerde bulundu.

1943 yılında Cumhuriyet Halk Partisi'nden milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne girdi.

2. Hasan Saka Hükümeti'nde Bayındırlık Bakanlığı, Şemsettin Günaltay Hükümeti'nde de başbakan yardımcılığı görevinde bulundu.

Ulus gazetesinde başyazarlık yaptı. Gazetenin 1953'te kapanması üzerine de Yeni Ulus ve Halkçı gazetelerini çıkardı.

Ayrıca 1955 yılına kadar da Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'nın hazırlanmasında çalıştı.

1961 senesinde de yeniden CHP milletvekili olarak Meclis'e döndü. Daha sonra partiden ayrılarak Cumhuriyetçi Güven Partisi'nin kuruluşuna katıldı.

12 Mart 1971 askeri darbesinin ardından hükümeti kurmakla görevlendirildi.

26 Mart 1971’de kurduğu partiler üstü hükümetten 3 Aralık 1971’de istifa etti.

Daha sonra yeniden bu göreve getirildi.

Kurucusu olduğu II. Erim Hükümeti'nde de 22 Mayıs 1972 tarihine kadar işbaşında kaldı.

1977 yılına kadar da Cumhuriyet Senatosu’nda kontenjan senatörü olarak görevlerde bulundu.

Nihat Erim, 19 Temmuz 1980'de, yani 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi'nden kısa bir süre önce, İstanbul Dragos'taki evinin yakınında Dev-Sol militanları tarafından düzenlenen suikast sonucu hayatını kaybetti.

Son cümle: Askeri ya da sivil darbeler olmamalı! İktidarlar sandıktan çıkmalı ve sandık kararıyla gitmelidir!

ÖNDER İFTARI VE AYASOFYA!

Geçen gün, ÖNDER İmam Hatipliler Derneği'nin iftarına iştirak ettik.

Sultanahmet'te bulunan İstanbul Milli Eğitim İl Müdürlüğü binasının hemen yanında bulunan Binbirdirek Sarnıcı, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restorasyonla çok geniş davetlere ev sahipliği yapabilecek bir duruma getirilmiş. İmam hatip liselilerin büyük ilgi gösterdiği iftar daveti hoş bir ortamda gerçekleşti. Emeği geçenlere buradan teşekkür ediyorum.

ÖNDER iftarından sonra, hadi akşam namazını da Ayasofya Camii'nde eda edelim istedik.

Güvenliklerden geçerek namazımızı eda ettik, Ayasofya Camii'nde.

Ancak bir durum dikkatimi çekti; tamam hava biraz serindi ama Ayasofya Camii de buz gibiydi!

Hele zemin çok soğuktu. Halı buz gibiydi!

Ayasofya Kebir Camii ısıtılmıyor mu acaba? Isıtılamıyor mu?

Teknoloji artık çok gelişti; zeminden, yerden ısıtma sistemleri var, bu ısıtma sistemleri Ayasofya Kebir Camii zemini için kullanılmaz mı?

ABD'YE ASLA VE KAT'A GÜVEN OLMAZ!

Şunu akıldan hiç çıkarmamak gerekir;

ABD'nin Orta Doğu'da değişmez iki hedefi var;

1) Orta Doğu'nun çıbanbaşı İsrail'in güvenliğini sağlamak!

2) Petrol yataklarını sömürmek!

Siyasi tarihimiz ABD'ye asla güvenilmemesi gerektiğini ortaya koyan örneklerle dolu!

Hangi birini sayalım...

Kelimelerin, cümlelerin kifayetsiz kaldığı bir konu bu, esasen!

Hangi ABD başkanı, hangi ABD yönetimi olursa olsun, fark etmez!

* ABD terörizmiyle ne Halep çarşısı kaldı ne de Bağdat pazarı!

* ABD terörizmiyle ne Libya kaldı ne de Afganistan!

* ABD terörizmi şu sıralar komşumuz İran'ı bombalıyor da bombalıyor!

* Kızılderililere acımasıza soykırım uygulayıp topraklarını çalan...

* Sonrasında da yıllarca teni ve rengi farklı diye barınma, sağlık hizmeti, eğitim, iş bulma, ulaşım, toplumsal hizmetlerden ve tesislerden yararlanmada, Afrikalılara sistematik ayrımcılık ve ırkçılık yapan bu milletten, ABD'den...

Kimseye hayır gelmez...

ABD'ye de asla güven olmaz!

ABD'nin, İngilizlerin ve İsrail'in ipi ile kuyuya inilmez!


© Milli Gazete