menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kökü unutulan siyaset meyve vermez..

16 57
15.02.2026

Vaktiyle bir ağa, “Devir değişti” diyerek yıllarca yanında omuz omuza yürümüş, davanın yükünü taşımış, hangi taşın altında ne olduğunu bilen sadık adamlarını kenara çekmiş. Yerlerine yüzü taze, sesi gür, görünüşü parlak ama toprağın dilini bilmeyen delikanlıları getirmiş. Tarlanın tozunu yutmamış, harmanın sıcağında kavrulmamış bir ekip…

Derken büyük bir fırtına kopmuş. Ambarın çatısı uçmuş, sel kapıya dayanmış. Ağa bağırmış:

“Koşun, ambarı kurtarın!”

Yeni ekip birbirine bakmış. Anahtarın nerede olduğunu bilmezler. Selin yönünü nasıl keseceklerini anlamazlar. Hangi direğin çürük, hangisinin sağlam olduğunu hatırlamazlar… En sonunda biri çekinerek sormuş:

“Ağam, bunu sosyal medyada paylaşalım mı, yoksa kaçalım mı?”

Ağa o an gerçeği anlamıştı: Dava bilinci olmayanla yola çıkarsan, yolu değil yoldaki tozu konuşursun. Hafızasını sildiğiniz bir hareket, kökü kurumuş ağaca benzer; dışarıdan güçlü görünür ama bir daha asla meyve vermez.

Bu hikâye bir köy anlatısı değildir; uzun süre iktidarda kalan her siyasi hareketin karşı karşıya olduğu kaçınılmaz sınavın özeti gibidir. Çünkü siyaset büyüdükçe kadrolar genişler, çevresi kalabalıklaşır, cazibesi artar. Bu genişleme doğaldır, hatta gereklidir. Ancak büyüme ile hafıza kaybı aynı şey değildir.

Siyasi hareketler zamanla iki tür insanı kendine çeker: Davaya inananlar ve güce yönelenler. İlki zor zamanlarda gelir, ikincisi rahat zamanlarda. Kuruluş yıllarında fedakârlıkla yoğrulan kadrolar, çoğu zaman yerini görünürlükle parlayan kadrolara bırakır. Bedel ödemiş olanlar “yoruldu” diye geri çekilir; bedel ödememiş olanlar “enerjik” diye merkeze alınır. Böylece yapı büyür, fakat........

© Milat