menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (370)

24 0
previous day

(Turhan Aytul, “Yassıada’dan Sahiplerine Ulaşamayan Mektuplar”, Tefrika No 5, Milliyet, 21.9.1984, s. 9)

Zorlu’nun yan yana iki mektubu: Biri, 12 Eyl̃ûl̃ 1961’de eşi Emel Hanım’a, dîğeri, 16 Eyl̃ûl̃ 1961 sabahı, îdâm sehpâsına çıkmadan dak̆îkalar evvel, dört yakınına hitâben yazılmış, her ikisi de sük̃ûnetle kaleme alınmıştır…

Turhan Aytul’un röportajı, başlığından da anlaşılacağı vechiyle, Yassıada’da îdâm edilen üç Devlet Adamımızın yazdıkları veyâ kendilerine gönderilen, fakat muhâtablarına teslîm edilmiyen mektublar hakkındadır. Bunlar, oradaki bâzı resmî vazîfeliler tarafından alıkonulmuş, bilâhare, bâzı gazete veyâ gazetecilere satılmışlardır… (Yassıada Garnizon Kumandanı Albay Tarık Güryay’ın vârisleri tarafından Tercüman gazetesine satılan “Menderes’in Yassıada’daki odasına yerleştirilmiş teype kaydedilip bilâhare deşifre ve daktilo edilen metinler ile Celâl Bayar, Emin Kalafat ve Samet Ağaoğlu’nun ‘kaybolan’ hâtıra defterleri” gibi… -Nazlı Ilıcak 1989: 70-) Bunlar mı adâleti ikâme edeceklerdi? İhtilâlcilerin bir tiyatrodan ibâret “Mahkeme”leri, hak̆îkatte, DP’lileri değil, kendilerini mahk̃ûm etmiş ve onlar, târihimize, dâimâ takbîh edilerek anılacak birer kara leke olarak geçmişlerdir!

İşte, Fatin Rüştü Zorlu’nun, eşi Emel Hanım’a 12 Eyl̃ûl̃ 1961 târihli mektubu da, “yazıldıktan sonra pullanmış, postaya verilmiş, fakat Adnan Menderes’in ve öteki siyaset adamlarının mektupları gibi, bir köşeye atılmış, 23 yıl nerede ve kimlerde olduğu bilinmemişti”:

“En büyük üzüntüm hiç şüphesiz bir haftadır senden, 12 gündür de Sevin ve annemden mektupsuz ve habersiz kalışım. Sizlerin her gün yazdığını biliyorum, ama ne yapalım, işte böyle. Allah sabır ve metanet ihsan eylesin. Bavulları göndermek için izin çıkmadı, onun için yanımda bir çanta alıkoyup diğerlerini eve göndereceğim. İnşallah adil kararlarla ben de eve gelirim. Siz onların içinde sade kirli olanları alıp yıkatın ve esvabı ütületin, hazır dursun. Tabiî netice ilân olununca ona göre hereket edersiniz. Hayırlı konuşmak temennisiyle seni sevgi ve iştiyakla öperim.

“Fatin Rüştü Zorlu.” (Turhan Aytul, “Yassıada’dan Sahiplerine Ulaşamayan Mektuplar”, Tefrika No 5, Milliyet, 21.9.1984, s. 9)

(Eltetik 2009: 256. 17 Eyl̃ûl̃ 1961 târihli Havadis gazetesinin 1. sayfasından iktibâs edilmiş olsa gerek.)

Kaya gibi bir Îmânla Rabb’inin Huzûruna yükselen Fatîn Rüştü Zorlu, boynunda îdâm yaftasıyle, Kemalist İhtilâlcilerin ipinde sallanıyor… “Şimdi Cenâb-ı Hakk’ın Huzûruna çıkıyorum… Sâkinim, huzûr içindeyim... Allâh’ın takdîrâtı böyle imiş… Hizmet ettim ve şerefimi dâimâ muhâfaza ettim... Allâh, Memleketi korusun!”

Araştırmalarımızda (ve hâssaten işbu araştırmamızda) münderic birçok delîle istinâd eden şu tesbîtimizi bir kerre daha tekrâr edelim: Kemalizm, Türkiye’de, ihtilâllerin ilhâm kaynağı, müteharrik kuvveti, esbâbımûcibesidir; çünki ihtilâlcilik, Kemalist Totaliter İdeol̃ojinin mayasında mevcûddur… Kemalizm........

© Milat