menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ekranda normalleşen ihanet, toplumda büyüyen değer erozyonu

30 0
24.02.2026

Bir toplumun neye alkış tuttuğu, neyi olağan karşıladığı ve neyi sürekli izlediği, o toplumun geleceğini şekillendirir. Medya yalnızca bir eğlence alanı değildir. Medya, değer inşa eden, model sunan ve algı üreten bir yapıdır.

Ekranlardan yansıyan her içerik, farkında olalım ya da olmayalım, zihinlerde bir normal tanımı oluşturur. Sürekli tekrar edilen davranışlar, ilişkiler, dil ve tutumlar zamanla kültürel kodlara dönüşür. İnsanlar çoğu zaman öğretilerek değil, görerek öğrenir. Medya bu nedenle sadece anlatmaz. Öğretir, yönlendirir ve şekillendirir.

Bir toplum şiddeti sıradanlaştıran sahnelere alıştığında, merhamet değeri azalır. Saygının yerini alay, emeğin yerini kolay kazanç, sorumluluğun yerini haz odaklılık aldığında, bu değişim yalnızca ekranlarda kalmaz, gündelik yaşama sızar. Çünkü medya, bireyin değil, kolektif bilincin aynasıdır ve aynı zamanda o aynayı biçimlendiren güçlü bir araçtır.

Bugün televizyon ekranlarında ve dijital platformlarda sıkça karşılaştığımız temalara baktığımızda, ihanetin dramatize edildiğini, aldatmanın sıradanlaştırıldığını, şiddetin güç göstergesi olarak sunulduğunu ve suç örgütlerinin karizmatik karakterlerle meşrulaştırıldığını görüyoruz.

Burada temel mesele sansasyon değil, normalleşmedir.

İnsan zihni tekrarlarla çalışır. Sürekli maruz kalınan her görüntü, her hikâye, her karakter zamanla bir eşik kaymasına yol açar. Önce yadırganan, sonra alışılan, en sonunda da kabullenilen bir kültürel iklim oluşur. Böylece kurgu diye izlenen şey, gerçek hayattaki davranışların referansına dönüşür.

Özellikle çocuklar ve ergenler için ekran, sadece vakit geçirilen bir yer değildir. Aynı zamanda görünmez bir öğretmendir. Gücün nasıl........

© Milat