DÜNYA YİNE EVİNE DÖNER Mİ?
Krizler çağında, uzaktan yaşam, tasarruf ekonomisi ve insanın yeniden konumlanışı
Pandemi… Daha birkaç yıl öncesine kadar hayatımızın merkezine oturan, alışkanlıklarımızı altüst eden, normal dediğimiz kavramı sorgulatan o büyük kırılma. İnsanlık, ilk kez bu kadar eş zamanlı şekilde evlerine çekilmiş, üretimden eğitime, sağlıktan sosyal yaşama kadar her şeyi ekranların içine sığdırmaya çalışmıştı. Ve şimdi, farklı bir nedenle ama benzer bir belirsizlikle yeniden aynı sorunun eşiğindeyiz. Dünya tekrar evine döner mi?
Bugün küresel tabloya baktığımızda, dalgalanan borsalar, hızla artan petrol fiyatları, yönünü kestirmekte zorlandığımız altın piyasası ve en önemlisi savaşların oluşturduğu geniş çaplı güvensizlik hissi. Ekonomi yalnızca rakamlardan ibaret değildir. Ekonomi aynı zamanda psikolojidir.
Güvenin sarsıldığı yerde tüketim düşer, yatırım yavaşlar ve bireyler içgüdüsel olarak korunma moduna geçer.
Tam da bu noktada, pandemide deneyimlediğimiz model yeniden gündeme gelebilir mi?
Uzaktan eğitim, evden çalışma, minimum temas, maksimum tasarruf.
Aslında bu sadece bir zorunluluk planı değil, aynı zamanda modern dünyanın kırılgan yapısına karşı geliştirilmiş bir adaptasyon refleksi. Şirketler açısından bakıldığında, ofis giderlerinin azaltılması, ulaşım ve operasyon maliyetlerinin düşmesi ciddi bir avantaj oluşturuyor. Çalışanlar için ise zaman tasarrufu, esneklik ve bazı durumlarda daha dengeli bir yaşam imkânı sunuyor. Ancak madalyonun diğer yüzü, sosyal izolasyon, motivasyon kaybı ve iş-özel hayat sınırlarının bulanıklaşması.
Eğitim tarafı ise belki de en kritik alan. Uzaktan eğitim, fırsat eşitliği açısından hâlâ tartışmalı bir model.........
