menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bombaların gürültüsü, insan ruhunun sessiz çöküşü

36 0
11.03.2026

Dünya bugün yalnızca siyasi bir gerilimin değil, aynı zamanda büyük bir vicdan sınavının içinden geçiyor. Haritalar üzerinde yapılan askeri hesaplar, güç gösterileri ve stratejik ittifaklar konuşulurken, insanlığın en kırılgan tarafı çoğu zaman gözden kaçıyor olması.

Son yıllarda özellikle Israil’in askeri operasyonları ve United States’in küresel ölçekte yürüttüğü politik ve askeri müdahaleler, dünyanın birçok bölgesinde derin tartışmaların merkezinde yer alıyor. Özellikle Gazze Şeridi yaşanan ağır yıkım, binlerce sivilin hayatını kaybetmesi ve milyonlarca insanın temel yaşam koşullarından mahrum kalması, insan hakları açısından tarihe geçecek bir trajedi olarak görülüyor. Bu süreçte birçok uluslararası gözlemci ve insan hakları savunucusu yaşananları yalnızca bir savaş değil, insanlığa karşı işlenen ağır bir suç olarak nitelendiriyor, bazı çevreler ise bunu açıkça “soykırım” olarak tanımlıyor.

Her geçen yıl büyüyen ve teknolojik olarak gelişen bu koskoca dünya içinde insanın vicdanı giderek küçülüyor. Milyonlarca insanın gözleri önünde yaşanan acılar ya görmezden geliniyor ya da küresel güç dengeleri içinde etkisiz bir çaresizliğe teslim ediliyor. Böylece insanlık, yalnızca savaşların yıkımını değil, aynı zamanda sessizliğin ve kayıtsızlığın da ağır sorumluluğunu taşımak zorunda kalıyor.

Savaşın en yıkıcı tarafı da çoğu zaman rakamlar içinde kaybolur. Ölen insanların sayısı açıklanır, yıkılan binaların sayısı hesaplanır. Ancak kırılan insan ruhlarının sayısı hiçbir istatistiklere sığmaz.

Sosyolojik olarak savaş toplumların dokusunu parçalar. Güven duygusu erir, toplumsal bağlar zayıflar ve insanlar birbirlerine karşı daha temkinli, daha korkulu hale gelir. Sürekli kriz atmosferinde yaşayan toplumlarda empati yerini öfkeye,........

© Milat