Hukuksuz Bir Savaş ve Büyük Bir Bölgesel Kırılmanın Başlangıcı
28 Şubat sabahı itibarıyla, dünya yeni ve korkunç bir gerçeğin eşiğine adım attı: Amerika ile İsrail’in İran’a karşı başlattığı hukuksuz geniş kapsamlı askeri operasyon, yalnızca taraflar arasındaki düşmanlığı derinleştirmekle kalmayacak; aynı zamanda tüm Ortadoğu’yu yıllar boyunca sürecek bir çatışma döngüsüne sürükleyecektir.
Washington ve Tel Aviv yönetimleri, bu askeri eylemleri “önleyici” ve “güvenlik temelli” olarak pazarlamaya çalışsa da bu saldırılar uluslararası hukuka açıkça aykırıdır.
İran, Birleşmiş Milletler üyesi egemen bir devlet olarak hedef alınmış, toprak bütünlüğü ve egemenlik hakları göz ardı edilmiştir. Bu tür eylemler, uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Şartı ilkelerine aykırı olmakla kalmayıp, bölgede insani, ekonomik ve siyasi fırtınalar yaratma potansiyeline sahiptir.
Evet; Washington yönetimi, alışıldık güvenlik retoriğiyle bu saldırıyı meşrulaştırmaya çalışsa da gerçek ortadadır: Egemen bir devlete yönelik açık askeri saldırı, Birleşmiş Milletler temel ilkelerinin ihlalidir. Birleşmiş Milletler sisteminin üzerine inşa edildiği “toprak bütünlüğü” ve “güç kullanma yasağı” ilkeleri, bu operasyonla açıkça çiğnenmiştir.
Devletin en üst düzey liderliğini hedef alan koordineli hava ve füze operasyonlarıyla başlayan saldırılar, Uluslararası hukuk açısından egemen bir devletin liderine yönelik doğrudan suikast, Birleşmiş Milletler Şartı’nın “toprak bütünlüğü” ve “güç kullanma yasağı” ilkeleriyle nasıl açıklanacaktır. Zira bu ilkeler, devletlerin egemen yapısına saygı gösterilmesini ve saldırıların........
