menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Okundu mu?

35 0
26.02.2026

Mübarek Ramazan ayının ilk haftasını geride bıraktık. Rahmetiyle buyur ettik hanemize. Kendisi de bereketiyle geldi bize. Maddenin hüküm sürdüğü bir çağda maneviyatın hâlâ hayatımızda var olduğunu ve ruhumuzun bu maneviyatla ancak huzur bulabileceğini bize gösteren mübarek aydır Ramazan. Yedisinden yetmişine, hepimizin üzerinde bir Ramazan mahmurluğu, dinginliği, huzuru en güzel libas olarak duruyor.

Sahurla başladığımız oruç yolculuğu iftarla nihayete erip bir bardak çayla taçlanırken teravihin muhabbetiyle tamam oluyor. Sonra gün geceye, iftar sahura bırakıyor yerini ve iki gözümün nuru Ramazanın huzuru sarıyor ömrümüzü.

Aynı vakitlerin tekrarında bile başka bir anlam, başka bir diriliş gizlidir bu ayda. Her gün aynı ezanı duyarız ama her gün başka bir iç sesle karşılık verir kalbimiz. Çünkü Ramazan, zamanın içindeki zaman, vaktin içindeki hikmettir.

Bu mübarek ayda en sık duyduğumuz sorulardan birisi “Okundu mu?” olsa gerek. Çocukluğumuzda caminin uzaklığından mıdır, çocukluk eğlencemizden midir tam hatırlayamazsam da damlara çıkar, ezanın okunmasını beklerdik. Okununca da biz de avazımız çıktığı kadar okunan ezana eşlik eder ve iftar vaktinin girdiğini ahaliye duyururduk. O ses, sadece bir çağrı değil, aynı zamanda bir müjde idi; sabrın sona erdiğini, rahmet kapılarının aralandığını haber veren bir müjde…

Bir keresinde çocukça muziplik olsa gerek ezana birkaç dakika varken ve vakit henüz girmemişken ezan okumaya başlamıştım. Allah günahımı affetsin. Ki çocuklar masumdur değil mi? Benimki de çocukça bir........

© Milat