MANEVİ VATAN’ın zemini kayarken!
“Hizmet”i FETÖ bitirdi, artık “zaman” kelimesini bile kullanmaktan çekinir olduk.
“Zaman”ı tersinden oku, “Namaz”.
O kadar ince ayar ki işler…
Kavramlarımız kaydı, zeminimiz kaydırıldı.
Şimdilerde o kadar “kayık” durumdayız ki…
Yapılan desteklediklerimizin işine geliyorsa “mubah” diyoruz, gelmiyorsa “haram”!
En iddialı göründüğümüz yerlerden vurulduk, vuruluyoruz.
“Dindarlık” ile çıktık yola, “Muhafaza-KÂR” olmuş bulunuyoruz.
MANEVİ VATAN’ımızın zemini kayıyor, güya tutmaya çalışıyoruz.
Lâkin ümitsizlik haram, düzelebiliriz.
Emrolunduğumuz gibi dosdoğru olabiliriz.
Mesele kemale erebilmekte.
Cenâb-ı Hak, İslâm ile murâd ettiği kâmil insan modelini -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in şahsında sergiledi.
Ve O’nu bütün bir beşeriyet için örnek şahsiyet olarak lûtfetti.
Namazsızlık çok zor bir hâdise.
Cehennem’e girenlere Cennet’e girenler,
“Siz niçin Cehennemliksiniz?” diyorlar.
“Ne yaptınız da Cehennemlik oldunuz?”
“Biz namaz kılanlardan değildik.”
(Bkz. el-Müddessir, 42-43)
“Mü’minler kurtuldu.” (el-Müʼminûn, 1) buyuruyor.
“Onlar ki namazlarında huşû içindedirler.” (el-Müʼminûn, 2)
Demek ki sırf Cenâb-ı Hak (öylesine) bir namaz istemiyor.
Duygulu bir namaz istiyor. İlâhî huzurda olduğunun idrâki içinde bir namaz istiyor.
Ve namaz hakkında; “…Secde et ve yaklaş.” (el-Alak, 19) buyuruyor.
Yani Cenâb-ı Hakk’a yaklaştıran........
