menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NATO Zirvesi'nin düşündürdükleri

18 0
09.07.2026

NATO'nun son zirvesi, bende uzun düşüncelere vesile oldu. Hatta bazı dostlarım, "Bu zirveyi nasıl değerlendiriyorsunuz?" diye sordular. Ben de şu kanaatimi paylaştım: Bir zirve, adalet ve hakkaniyet üzerine kuruluyor; insanlığa ve barışa hizmet ediyorsa hayırlıdır. Fakat kibri, tahakkümü ve güç sarhoşluğunu besliyorsa, insanlığın başına beladan başka bir şey getirmez.

Yeni Bir Eşik: NATO 3.0 ve Gücün Dönüşümü Dünya yeniden şekilleniyor. Haritalar belki değişmiyor; fakat dengeler değişiyor. Silahlar kadar algoritmalar, ordular kadar yapay zekâ, tanklar kadar veri merkezleri konuşuluyor. İnsanlık yeni bir dönemin eşiğinde duruyor. Bugün buna "NATO 3.0" deniliyor.

Fakat mesele sadece NATO değildir. Asıl mesele, kuvvetin yeniden tarif edildiği bir çağda insanın hangi hakikate dayanacağıdır.

Tarih bize göstermiştir ki yalnızca silaha güvenen medeniyetler uzun ömürlü olmamıştır. Çünkü kuvvet, hakka dayanmazsa zulme dönüşür. Menfaat, adaletle terbiye edilmezse sömürünün yeni adı olur. Teknoloji ise vicdanla buluşmazsa insanı yüceltmek yerine kendi icadının esiri hâline getirir.

Müsbet Hareket ve Hikmet Terazisi Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri, çağımızın en büyük hastalıklarından birini menfaat üzerine kurulan mücadele anlayışı olarak teşhis eder. Ona göre mü'minin yolu; öfkenin değil basiretin, tarafgirliğin değil adaletin, yıkıcılığın değil müsbet hareketin yoludur. Ve bütün devletler - milletler buna dikkat etmelidir.

Müsbet hareket, hadiseleri görmezden gelmek değildir. Bilakis onları iman terazisinde tartabilmek; tepkilerini öfkeyle değil hikmetle şekillendirebilmek, dostluğu da düşmanlığı da adalet sınırları içinde yaşayabilmektir.

Bugün büyük devletler yeni ittifaklar kuruyor, eski hesapları yeniden açıyor. Güç merkezleri yer değiştiriyor. Dün imkânsız görülen ortaklıklar bugün mümkün hâle geliyor. Fakat değişmeyen bir hakikat var: Menfaatler değişir; hakikat değişmez. Hakikati menfaatine göre eğip bükenler ise sonunda kendi kurdukları düzenin altında kalırlar.

Kur'ân-ı Kerîm'in şu ölçüsü, yalnız........

© Milat