Modern dönemde insan kalmak
Yazık ki günümüzün en önemli sorunlarından biri insan kalmanın üstesinden gelip gelemeyeğimizdir. Öyle ya, insan doğuyoruz ama insan kalmak için bir ömür mücadele etmek gerekiyor. Hele bir de sistem en tepeden en aşağıya kadar insanı insanlıktan çıkarma üzerine kurgulanmışsa bu çaba çok daha zor bir çabayı gerektiriyor. İçinden geçtiğimiz çağ, bu yönüyle belki de önceki süreçlere taş çıkartacak kadar karmaşık ve bir o kadar da meşakkatli. Çünkü neresinden bakılırsa bakılsın insan ile insan ve doğa arasındaki ilişki biçimlerinin neredeyse hepsi zehirlenmiş, en azından enfekte olmuştur. Meseleyi çözmek elbette kısa bir yazı üzerinden mümkün değildir ancak kıyısından köşesinden dokunarak belki biraz anlaşılabilir kılınabilir.
Modernleşme kavramı, hepimizin zihninde belli ölçüde bir netliği, berraklığı, kolaylığı barındırıyor. Hangi terimin karşısına çıkarılırsa çıkarılsın modernleşme sanki insanlık tarihinin ürettiği en doğru değerler sisteminin öteki adı gibi görünüyor. Ancak insanın yeryüzündeki amacı söz konusu edildiğinde, bu amacın en başından en sonuna kadar “iyi olmak, iyi kalmak, iyi kalmayı başarmak” olduğu düşünülürse kavramın o bilindik çağrışımları yerine belli zafiyetler, bulanıklıklar hatta olumsuzluklar kendini gösteriyor. Gerçekten de bırakın evinizin dışına çıkıp her köşe başında sizi bekleyen kötülüklerle yüzleşmeyi, evinizde otururken bile tahtınız sallanabilir, sesler, görüntüler sizi insan olmanın dışına çağırabilir. Modern süreçlerde kötülük önceki dönemlerden farklı olarak dışarıdan değil, bizzat ve bizatihi içeriden, en umulmadık yerden geliyor. İşte mücadelenin zorluğu da tam olarak burası. Dışarıdan size yönelmiş olan tehlikeyi zaman kavramından dolayı tevil edebilir, savuşturmak için strateji üretebilirsiniz ama kötülük doğrudan içeriden hareket etmişse işte bunu savuşturmak gerçekten zordur. Hakikaten de modern insanın yorgunluğu biraz da buradan kaynaklanıyor.
Baştan başlayalım: İnsan olmak, kendini öteki varlık kategorileri ve canlılardan ayırmak ile mümkündür. Doğduğumuzda her hangi bir taştan farkımız yok. Cisimsel........
