menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İyi niyet her yolu meşru kılar mı?

23 0
26.08.2026

İslam adına konuşurken en çok dikkat etmemiz gereken meselelerden biri şudur: Doğru bir hedefe, yanlış bir yöntemle ulaşılabilir mi?

İnsanları Allah’a davet etmek, günahtan uzaklaştırmak, camilere ve ibadete yönlendirmek elbette büyük bir hayırdır. Fakat burada kritik soru şudur: Bir amelin maksadı güzel diye, o amele ulaşmak için kullanılan her yöntem dinen meşru hale gelir mi?

İşte asıl mesele tam da burada başlıyor.

Birileri, “İnsanlar zaten dinden uzaklaştı; bari böyle bir vesileyle camiye gelsinler, Kur’an dinlesinler, vaaz etsinler” diyebilir. Niyet iyi olabilir. Maksat güzel olabilir. İnsanların camiye gelmesinden, Kur’an okumasından ve Allah’ın hatırlanmasından elbette memnuniyet duyarız. Ancak iyi niyet, sünnetin belirlemediği bir ibadet biçimini kendiliğinden ibadete dönüştürmez.

Çünkü İslam’da sadece “Ne yapıyoruz?” sorusu değil, “Bunu nasıl ve hangi dinî anlamla yapıyoruz?” sorusu da önemlidir.

Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Kim bizim bu işimizde ondan olmayan bir şeyi ortaya çıkarırsa, o reddedilmiştir.”

(Buhârî, Sulh, 5; Müslim, Akdiye, 17)

Bu hadis, din adına ortaya konulan uygulamalarda ölçünün yalnızca niyet olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Niyet önemlidir; fakat niyet, sünnetin yerine geçmez.

Tebliğ Başka, İbadet İhdas Etmek Başkadır

İnsanları Allah’a davet etmek için belirli bir geceyi, günü veya zamanı fırsat olarak değerlendirmek ile o zamanı dinin özel olarak kutsadığı bir ibadet zamanı haline getirmek aynı şey değildir.

Bir Müslüman herhangi bir gün insanlara vaaz verebilir, Kur’an okuyabilir, sohbet edebilir, insanları namaza çağırabilir. Bunların her biri meşrudur.

Fakat “Bu gece dinen özel bir gecedir, bu gecede şu şekilde topluca şu ibadet yapılmalıdır” anlayışı ortaya çıktığında mesele artık sıradan bir tebliğ faaliyeti olmaktan çıkar ve dine yeni bir uygulama ekleme tartışmasına dönüşür.

Burada gaye ile vesile birbirine karıştırılmamalıdır.

Tebliğ meşru bir gayedir. Fakat her tebliğ yöntemi, sırf tebliğe hizmet ediyor diye otomatik olarak sünnete uygun hale gelmez.

“Ama Niyetimiz Hayır” Demek Yeterli mi?

Bid’atların çoğu başlangıçta........

© Milat