menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İftarın Habercisi; İkindi Vakti

17 0
04.03.2026

Daima sevmişimdir ikindi vakitlerini. Gün aydınlığıyla ay ışığının arasında, insanın hâlleri gibi ârafta... Sözün tatlı bir rehavete kapılıp sustuğu durakta... Kırmızı bir hüzün yakıştırır kalbin en içine değdiğinde oraya, kuşlar kavis çizer göğün yüzüne. Sabahın erken saatleriyle başlayan koşturmaların, yetişmeyecek zannedilen işlerle surete ezberletilen yorgunlukların, nihâyet fasıllarının, daimi kahve molasıdır ikindi. Tembel kaçamakların, akşam telaşına yakalanmadan evvel bi’koşu yapılan kitap seçkilerinin yahut yerinin değişmesi için bekleyen ayraçların selâmet bulmalarının ama illa ki ömür muhasebesinin icra edildiği sırlı vahadır o. Vaha çünkü doludizgin koşturan bu dünya ağrısında özle kurulan rabıta. Sırlı çünkü vakte düşen büyünün mühürlü dudakları...

Günün beş mevsiminden biri ve bence en güzeli... İkindi vakitlerinde sanatın yeniden yapılandırıldığı ince bir esriklik duygusu var. Orası, hayatın nabzını tutarken onu yakın okumaya tâbi kılan bir zirve nokta. Lack London Vahşetin Çağrısında “varoluşun zirvesini gösteren, hayatın artık daha fazla yükselemediği bir kendinden geçme hâli vardır. Yaşamanın çelişkisi de odur ki bu kendinden geçme, esrime hâli, insan ancak hayat doluyken ve insanın ancak hayatta olduğunu tamamen unutmasıyla gelir. Bu hayatı unutma........

© Milat