menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Empati ve Merhamet

27 0
21.09.2026

“Hâlâ kalbimi arıyor o ağır hançer”

(Haydar Ergülen, Hafız ile Semender, s. 111)

Dünyamız sadece savaşların, krizlerin, zulüm ve istilâların değil manevi değerlerin kaybıyla da tarumar durumda. İyi, güzel, samimi, sıcak bir şeyleri yitirdik ve bu hızlı aşınma sonucunda insanlığın kullanımına sunulan teknolojiyi, ekranları, icatları suçladık. Suçlarken düşünemez insan, düşünemediği yerde derinleşemez, bir ülkü istikâmetinde ilerleyemez yahut ilerleyişini suçladığı sahalara bırakır, oraya odaklanır, odaklanırken benzediğini fark edemez. İçindeyken göremez boğazına kadar battığı ziyan kuyusunu, uzak bir esinti kendisine gayesini anımsatır gibi olsa da oradan, o derin sarhoşluktan çıkacak gücü bulamaz çoğu zaman... İnkılap için nitelikli bir farkındalık hâli gerekir.

Empati ve merhamet ziyan kuyusuna batarken yanımıza almayı unuttuğumuz iki kudretli kabiliyet. Kabiliyet çünkü sağlıklı bir okuma ve çalışma ile güçlendirilebilir melekeler. Biri anlamaya diğeri iyileşmeye yönelik, anlamadan iyileşmek olur mu? Ayrı katman değerinde görünseler de birbirinin iç odaları; “Seni anlıyorum” dan “senin yanındayım” a geçen bir tekâmül süreci. Empati ve merhamet, gelişimini tamamlamak için dünyaya gönderilen insan kalbinin ziynetleri… Üstelik her birinin sanat ve edebiyatı da dönüştürecek mekanizması var.

Sait Faik’in yoksullarla, işsizler ve kimsesizlerle empati geliştirerek sıradan insanların meselelerine yönelmesi onu Türk öykücülüğünde ayrıcalıklı kılan özelliklerdendir. Yazar toplumsal hiyerarşinin dışında kalan, çoğu zaman yanından geçilirken görülmeyen, “küçük insan” tanımlamasına maruz bırakılan kimselerin öyküsünü yazmakla kalmayıp dikkatini başka........

© Milat