Ramazan Ayı’nda Osmanlı Gelenekleri (4. Bölüm)
Çalar saatin olmadığı yıllarda, davulcular sokak sokak gezer, ahaliyi sahura kaldırırlardı. Gecenin koynunda, sessiz sedasız, sabahın gelmesini bekleyen yorgun sokaklar, davulun tok sesiyle irkilir; uykudan uyanan mahmur gözler, hemencecik sahur sofralarını hazırlamaya koyulurdu. Davul çalmanın da bir adabı, bir usulü vardı. Gayrimüslimlerin yaşadığı mahallelerde, davul çalmak kesinlikle yasaktı. Sadece Müslüman ahalinin yaşadığı yerlerde davul çalınabilirdi. Davulcu, sokaklarda dolaşırken pencere önlerine konulan çiçeklere bakar, ona göre davul çalardı. Eğer bir evin penceresinin önüne, sarı renkte bir çiçek konulmuşsa, o evde bir hastanın yaşadığı anlaşılırdı. O sokaktan geçenler sessizlik orucu tutar, katiyen gürültü yapmazlardı. Sarı çiçek, sükutun ve anlayışın işaret fişeği olarak, gürültüyü birden keserdi.
-Darü’l Tabak Ziyafetleri
Osmanlı kadim kültürünün en güzel hasletlerinden biri olan darü’l tabak geleneği yardımlaşmanın ve konukseverliğin zirve noktasıdır. Bu gelenek, bilhassa İstanbul’ da yaşayan zengin aileler tarafından uzun yıllar boyunca devam ettirilmiştir. Ev sahipleri, bir hafta boyunca her akşam iftar için üç ayrı sofra hazırlatır, gelecek olan........
