menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD-İran savaşı mı, yoksa bölgesel bir tiyatro mu?..

9 0
16.10.2026

Ortadoğu’da yaşanan her gelişmeyi muvakkat ve yalnızca görünen yüzüyle okumak, bizi çoğu zaman gerçeğin uzağına düşürür. Özellikle ABD, İsrail ve İran arasındaki ilişkileri değerlendirirken yalnızca meydanlarda yükselen sloganlara, karşılıklı tehditlere ve askerî çatışmalara bakmak yeterli değildir. Asıl sorulması gereken soru şudur: Gerçekten kim kiminle savaşıyor, bu savaş kimin işine yarıyor ve ortaya çıkan sonuçlardan kim kazançlı çıkıyor?

İran İslam Devrimi’ni ve sonrasındaki gelişmeleri bu sorular ışığında değerlendirmek gerekir. 1979’da gerçekleşen devrimin hangi uluslararası şartlarda ortaya çıktığı, bölgesel güç dengelerini nasıl değiştirdiği ve sonraki yıllarda hangi aktörlerin önünü açtığı üzerinde ciddiyetle durulmalıdır. İran’ın Batı karşıtı söylemi, tek başına onun bütün politikalarının Batı’nın çıkarlarına aykırı olduğunu göstermeye yetmez. Zira uluslararası siyasette düşmanlık söylemleriyle fiilî politikalar her zaman örtüşmez. Bazen meydanlarda birbirine düşman görünen güçler, sahadaki gelişmelerin sonuçlarından aynı anda yararlanabilir.

Şiilik meselesi de bu siyasi tablodan bağımsız ele alınamaz. Şiiliğin tarihî ve itikadî iddiaları, İslam dünyasındaki etkisi ve İran’ın bu mezhebi dış politikasının bir aracı olarak kullanıp kullanmadığı ayrı ayrı incelenmelidir. Bizim açımızdan temel mesele, herhangi bir mezhebe mensup insanları toptan mahkûm etmek değil; İslam’ın ortak değerlerini zedeleyen, ümmetin birliğini parçalayan ve dinî aidiyetleri siyasi nüfuz mücadelesine dönüştüren anlayışları sorgulamaktır. Çünkü dinin adını kullanarak yürütülen her siyasi projenin, İslam’ın temel ilkeleriyle örtüşüp örtüşmediği mutlaka araştırılmalıdır.

İran’ın devrim sonrasında izlediği bölgesel politikalar, bu sorgulamanın önemli bir boyutunu oluşturuyor. Irak’ın işgalinden sonra yaşanan siyasi dönüşüm, Suriye iç savaşında İran’ın ve desteklediği silahlı grupların rolü, Lübnan’daki nüfuz mücadelesi ve Yemen’deki gelişmeler, mezhep eksenli siyasetin bölgeyi nasıl derin bir çatışma alanına dönüştürdüğünü gösteren örneklerdir. Özellikle Irak’ta devlet yapısının çökmesiyle ortaya çıkan güç boşluğu ve Suriye’de sivillerin ağır bedeller ödediği çatışmalar, İslam........

© Milat