Müşfik Münekkid
Fikir, kültür ve sanat dünyamızda bazı şahsiyetler vardır ki, isimleri anıldığında saygıyla hatırlanırlar. Simaları hemen gözünüzün önüne gelir; yaptıkları hizmetleri, yazdıkları eserleri, ortaya koydukları üstün düşünceleri hatırlayıverirsiniz. İçinizde bu münevverlere karşı sağlam bir itimadınız vardır. Hayırla söz etmeye başlarsınız. İşte böyle hürmetle andığım, kendisine derin bir muhabbet beslediğim zatlardan biri de muhterem Dr. Necmettin Turinay’dır.
Onun Ankara’da yaşıyor olması biz İstanbul’da ikamet edenler için büyük talihsizlik. Zira daha az görüyor, daha az dinliyor ve müktesebatından daha az istifade ediyoruz. Sadece Ankara’da değil, Kayseri’de, Konya’da, Bursa’da, Erzurum’da da böyle mümtaz büyüklerimiz var. Ama bencil olmamak gerek. Herkesin İstanbul’da yaşaması gerekmez ki… Nasibi olan, gider onları mukim oldukları şehirlerde ziyaret eder. Hem yaşadıkları muhitin de hakkı yok mu?
Necmettin ağabeyle tanışmamızın üzerinden en az 30 yıl geçmiştir. Bilhassa hakkında doktora tezi yaptığı, biyografi kaleme aldığı ve bazı eserlerini neşre hazırladığı Abdülhak Şinasi Hisar’ın külliyatının bir ara çalıştığım Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı’nda neşredilmesi gündeme geldiğinde sık sık görüştük. Hatta birlikte Fatih’e gidip rahmetli İlhan Ayverdi’yi de ziyaret ettik. Allah’tan telefonlar var, görüşüyoruz. En son merhum Ömer Ziya Belviranlı ağabeyimizin cenaze namazında karşılaşıp musâfaha ettik.
Kanaatime göre yazarımız, günümüzün en iyi münekkididir. Umumiyetle tenkitçilere, yani eleştirmenlere biraz mesafeli yaklaşılır; büyük haksızlık! Onlar olmazsa iyi ile kötü kitapları, mükemmel ve vasat metinleri kim mukayese edecek? Fakat Necmettin Turinay’ın bu üstün vasfının başına........
