Sesin gölgesindeki müşterek düş
Boğaziçi'nin üzerine çöken o ağır, kurşuni sisi izliyorum. Karşı kıyı yok. Suların üzerinde süzülen devasa şileplerin yalnızca genzi titreten düdük sesleri duyuluyor ama gövdeleri sırra kadem basmış. Suya inen her ses, kendi yankısında boğuluyor. Koca bir şehir, kör bir beyazlığın içinde el yordamıyla menzilini arıyor.
Gölgeler var, hakikat heybede yolcu.
Bu körleştirici örtü, sadece suların üzerinde değil; enerji koridorlarında, görünmez siber ağlarda ve artık cephe hattı olmayan savaşın kendisinde de koyulaşıyor. Mossad'ın tedarik zincirine sızarak çağrı cihazlarını birer imha aracına dönüştürdüğü o gün, dünya yeni savaşın manifesto sahnesini izledi. Siperlerin yerini hesap örgüleri, kılıcın yerini yazılım aldı. İran'ın Nisan 2024'te bir gecede 300'den fazla insansız hava aracı ve füze fırlattığı o karşı saldırıda, savunma katmanlarını koordine eden düzenekler milisaniyeler içinde kararlar aldı; hangi füzenin yerleşim bölgesini hedef aldığını, hangisinin boş alana düşeceğini. İnsanın ilk soruyu sormasından önce hüküm çoktan verilmişti.
Savaşın ideolojisi kadar matematiği de vardır. Ve bu matematik artık insan hızını geride bıraktı.
Bölgede yaşanan çatışma salt tek taraflı bir tablo sunmuyor. İran, üzerine yönelen operasyonlara karşılık olarak Körfez'deki üsleri hedef alan kapsamlı misilleme dalgaları başlattı; Hürmüz Boğazı'ndaki ticaret trafiğini fiilen askıya aldı. Dünya petrolünün beşte birinin geçtiği bu dar koridorun kapanması, küresel enerji dengesini saatler içinde sarstı. Tahran........
