Geleceğe bırakılanlar
Bir çekmecenin en arkasında unutulmuş bir zarf bulunur. Kâğıdı zamanla sararmış, köşeleri hafifçe bükülmüş, mürekkebi ilk günkü canlılığını yitirmiştir. Üzerinde bir isim vardır. O isme giden yol ise hiç tamamlanmamıştır.
Mektup gönderilmemiştir.
Yine de yazıldığı gün boşa gitmemiştir.
İnsan bazı cümleleri birine ulaştırmak için değil, kendi içinde düğümlenen bir şeyi çözmek için yazar. Söylenemeyen, kâğıda geçtiği anda ağırlığını değiştirir. Kalem, dilin yetişemediği yere uzanır; kâğıt, insanın o anki hâlini yıllarca saklar. Aradan zaman geçer, çekmece açılır ve eski bir mektupla birlikte insanın geçmişteki yüzü de ortaya çıkar.
Sözü saklamakla susturmak aynı şey değildir.
Saklanan söz, zamanı geldiğinde yeniden okunabilir.
İnsan hafızası da yalnız yaşanmış olanı biriktirmez. Henüz zamanı gelmemiş olanı da korur.
Dünyanın kuzeyinde bunun toprağa değen bir karşılığı var.
Svalbard'da, Spitsbergen Adası'nın buzulları ve kayalıkları arasında, bir dağın içine açılmış tohum deposunda 1,4 milyondan fazla tohum örneği korunuyor. Dünyanın farklı gen bankalarından getirilen bu örnekler, tarımsal çeşitliliğin geleceğe taşınabilmesi için saklanıyor.
Dışarıda kar, taş ve keskin bir soğuk var. Dağın içinde ise küçücük paketler, geleceğin tarlalarını bekliyor.
Bir paketin içinde tohumlar.
Tohumların içinde henüz kurulmamış sofralar, sürülmemiş tarlalar ve alınmamış hasatlar var.
İnsanlığın geleceğine dair bazı kararlar kalabalık salonlarda alınmıyor. Bir dağın içindeki soğuk koridorlarda, hiç tanımayacağımız insanların ihtiyaç duyabileceği bir hayatı korumak için karar veriliyor.
Bir tohum küçücük olabilir; fakat taşıdığı zaman, kendisinden çok daha büyüktür.
Bir çeşidin hangi iklime uyum sağladığı, hangi toprağı sevdiği, nasıl yetiştiği, hangi coğrafyada kuşaklar boyunca çoğaltıldığı onunla birlikte taşınır. Bir bitki kaybolduğunda yalnızca sofradaki bir ürün eksilmez. O ürünün çevresinde oluşmuş bilgi, emek ve tecrübenin bir parçası da eksilir.
Svalbard'ın hikâyesi bu yüzden insanı yalnız tarıma götürmüyor.
İnsanın elindekine nasıl baktığını düşündürüyor.
Savaş nedeniyle Suriye'deki gen bankasının çalışmaları aksadığında, daha önce Svalbard'a gönderilmiş yedek tohumlardan yararlanıldı ve koleksiyonun yeniden oluşturulmasına katkı sağlandı. Geçmişte ayrılan küçük bir pay, yıllar sonra yeniden toprağa dönebildi.
Bir mektubun çekmecede beklemesiyle bir tohumun soğukta korunması elbette aynı şey değil.
Fakat ikisi de bize aynı duyguyu bırakıyor:
Her değer, hemen kullanılmak zorunda değildir.
Bir mektup........
