menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir çocuğun isyanı: Beni neden dünyaya getirdiniz?’

7 0
yesterday

Kahramanmaraş’ta bir okula düzenlenen menfur saldırının yankıları ve beraberinde getirdiği tartışmalar hala sıcaklığını koruyor. Önceki yazımda bu olayı eğitim sistemi ve aile sorumluluğu çerçevesinde ele almış, meselenin köklerine inmeye çalışmıştım. Bugün ise konuyu, aile sorumluluğunu sarsıcı bir dille işleyen Lübnan yapımı "Kefernahum" (Kaos) filmi üzerinden derinleştirmek istiyorum. İlgilenenlerin öncelikle önceki yazıyı da okumasını öneririm.

Aile sorumluluğu izlediğim “Kefernahum” filminde çok güzel işlenmişti. Filmde Zain, mahkeme sahnelerinde yaşadığı tüm sorunlarının nedenini anne ve babasının onu dünyaya getirmesine bağlayarak bir sorgulama yapmaktadır.

Kefernahum filmi, yaralama suçundan beş yıl hapis cezasına çarptırılan ve babası Selim ile annesi Souad’a dava açan 12 yaşındaki Zain’in hikayesi işlenmektedir.

Zain, sorumsuz ebeveynlerin küçük kız kardeşini çocuk yaşta evliliğe zorlamasına tepki olarak evinden kaçmıştır. Zain, normal çocukların eğlenmek için götürüldüğü bir lunaparkta hayatta kalmanın bir yolunu arar. Bu arayışında Etiyopyalı mülteci Rahil ve küçük bebeği Yonas ile tanışır. Rahil, Zain’i kendi yaşamlarına dahil eder. Rahil ülkeye yasa dışı yollardan geldiği için bir süre sonra tutuklanır ve bundan sonra kent yaşamı Zain için daha da zor bir hal alır. Hayatın zorluğuna karşısında Zain, Yonas’ı insan kaçakçılığı yapan Aspro isimli bir kişiye vermek zorunda kalır. Aspro, Zain’e kimlik belgelerini getirirse onu Avrupa’ya götürebileceğini söyler. Zain belgeler için yaşadığı eve gittiğinde, kız kardeşi Sahar’ın hamileliği nedeniyle kanamadan öldüğünü öğrenir. Durumu öğrenen Zain, kız kardeşinin zorla evlendirildiği adamı yaralar. Bundan dolayı beş yıl hapis cezasına çarptırılır. Zain, cezasını çekerken cezaevinden bir televizyon programına bağlanır, anne ve babasından şikayetçi olduğunu söyler. Bundan sonra film mahkeme sahneleriyle devam eder ve Lübnan’da birçok sorunun derin bir sorgulaması yapılır

Zain anne ve babasına "beni neden dünyaya getirdiniz?" sorusunu sorarak dava açar. Mahkemede yaşanan diyaloglar sosyal bir yarayı çok acı şekilde ortaya koymaktadır…

Mahkemede Zain yaşadığı acıların etkisi ile “Çocuk yetiştiremeyecek olanlar çocuk yapmasın” şeklinde bir cümleyi haykırır!

Zain’in bu feryadı sadece bir film sahnesi değil; yakınınızdaki bir babanın/çocuğun ağzından da dökülen bir gerçekliktir. Maalesef gerçek hayatta evlilik, aile ve çocuk eğitimi konuları çoğu zaman büyük bir bilgisizlikle/bilinçsizlikle yürütülüyor.

Bu anlatılanlar filmde geçse de gerçek hayatta evlilik, aile, çocuk, çocuk eğitimi konuları maalesef çok bilinçli olarak yürütülmüyor. Bu durum toplumsal mesele/sosyal problem (çocuk hakları, ebeveyn sorumluluğu ve eğitimleri) olarak katılaşmış olarak çözüm bekliyor.

Sorunları yazmak istense uzun liste oluşur. Erken yaşta evlendirilen çocuk anne babalar nasıl çocuk yetiştirecek? Herhangi çocuk eğitimi hakkında bilgi ve bilinci olmayan birisi nasıl çocuk yetiştirecek?

Henüz kendisi çocuk olan anne ve babaların, çocuk yetiştirmesi beklenebilir mi? Hiçbir eğitim almamış, pedagojik bilinçten yoksun bireylerin yetiştirdiği çocuklar, toplumun geleceğinde nasıl bir iz bırakacak? Kahramanmaraş’taki okul saldırısında da benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Kişiler farklı alanlarda eğitim almış olsalar dahi, çocuk eğitimi ve psikolojisi konusundaki yetersizlikleri maalesef telafisi olmayan derin acılara yol açıyor.

Bir çocuğu dünyaya getirmek, ona sadece biyolojik bir hayat sunmak değildir; ona onurlu, güvenli ve sevgi dolu bir gelecek hazırlama sorumluluğudur. Eğer bu sorumluluğun bilincinde değilsek, toplumsal bir kaosun (Kefernahum) içinde kaybolmaya mahkumuz.

Son söz: ilimsiz gidilen yolun sonu karanlıktır.


© Milat