Erzurumlu bestekâr ve sanat yönetmeni Sıtkı Sahil
Sıtkı ağabeyi şahsen tanımadan önce gıyaben tanıdım. Yıllar önce-nerdeyse kırk yıl önce-Erzurum’dan nakli mekân eden bu sanat adamının Balıkesir’de yaptığı çalışmaların, çalıştırdığı koroların yankısı ülkemizin dört bir yanında, tabii ki memleketinde de duyuluyor ve ondan övgüyle sözediliyordu. Bütün bu olup biten benim de kulağıma geliyor ve hatta sosyal medya üzerinden de görüyordum. Erzurum’un bu anlamdaki sanat adamlarının sayısının azlığı o’nun varlığını daha da görünür kılıyordu.
Sanatın nerdeyse her alanında insan yetiştiren bu şehir, iş beste yapmaya gelince bu konudaki kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmiyordu. Bu durumun sebepleri üzerinde kafa yorunca ortaya çıkan gerçek pek iç açıcı, pek tatmin edici değildi. Zira beste yapmanın, hem de klasik tarzda bunu başarmanın en önemli özelliklerinden biri, müziğin teorik yönü konusunda gerekli bilgilere sahip olmak ve bunları kullanmak, ayrıca derin bir ruh dünyasına, inceltilmiş duygulara malik olmak gerekir.
Müziği sadece söylemek ya da notaların dünyasında kendince yer almak beste yapmak için yeterli değildir. Bunun dışında bilinenden hareketle bilinmeyenin ötesinde yeni arayışlar içinde ve müziğin yürek yaralarını sarıcı etkisinden, deruni bir ruh dünyasından haberdar olmak beste yapmak için gerekli bazı özelliklerdir. Bunlar da tek başına yeterli değildir ve bundan başka da duyguları coşturacak, zamanı musikinin ahengiyle birleştirecek, gönül telimizi titretecek bir eser olacak. Ancak böylece bu eserin sahibine bestekâr diyebiliriz.
İşte Sıtkı Sahil de bu saydığımız özelliklere fazlasıyla sahip, bestekâr ve sanat yönetmeni unvanını fazlasıyla hakeden bir kişidir. Alanında saatlerce konuşabilecek kadar bilgili, yüzlerce bestesi olan ve hâlâ da beste........
