menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Böyle bir yangın görülmemiştir

18 0
04.08.2026

Başlığı Attila İlhan’ın “Böyle bir sevmek görülmemiştir” mısraından mülhem böyle yazarken, ülkemizde son zamanlarda görülen orman yangınlarının da bugüne kadar görülenlerin en büyüğü olduğuna daha da çok dikkatinizi çekmek istedim. Günlerdir dışımızdaki yangın sebebiyle içimizin yangınlarında kavrulup duruyoruz. Ağacımız, otumuz, börtü böceğimiz, hayvanlarımız ve insanlarımız ellerimizden kayıp gidiyor. Yemyeşil dağlar örtüsünü kaybedip, bozkıra dönüşüyor, tabiat kendisine reva görülen bu zulüm karşısında kendi lisanınca adeta ağlıyor ve bu gidişle kim bilir daha nice zaman da ağlamaya devam edecek. Küçük bir kıvılcımdan başlayıp, onlarca noktada sayısız yangına dönüşen felakette yok olanların yeniden oluşması için yıllar gerekecek. Bunun; vatanını, milletini seven yüreklerde oluşturduğu hüznü anlatmaya kelimeler yetmiyor. Bu yıkık dökük, kül olmuş manzara karşısında ağlayanların gözyaşları, onlarla birlikte herkesi yakıyor. Öfkemiz bir ateş topu misali, göğüs kafesimizi yakıyor ve bazen ne dediğimizi bilmez halde, şurada burada yazıp çiziyor, içimizde biriken acıyla sarhoş olmuş gibi, yalpalayıp duruyoruz.

Bütün bunları düşününce insan bazen yaz mevsiminin gelmesini istemez hale geliyor. Ama tabii ki bu mümkün değil. Mevsimler gelip geçecek ve yıllar; kalan ömrümüzü de önüne katıp geçmişe götürecek. Bizlere ise; hüzün, sevinç, yorgunluk, vuslata yabancı sevgiler ve içinde daha başka şeylerin gizlendiği bir avuç hatıra kalacak.

Yaz mevsiminde sıcaktan bunaldığımızda ilk yaptığımız iş, bir gölgeye sığınmak, bir serinliğe çekilmektir. Şehir dışındaysak, bizi sıcaktan koruyacak olan, tabii ki bir ağaç ve onun paha biçilmez gölgesidir. Hiç şüphesiz, bin bir güzelliğin iç içe geçtiği bir manzaranın en önemli tamamlayıcısı ağaçtır. Kokusundan, rüzgârından, gölgesinden, toprağa, suya olan katkılarından, dallarında sayısız cinsteki kuşu barındırmasından tutun da daha birçok faydasından dolayı insanoğlu için şükrü kolay kolay eda edilmez bir nimettir o. Şair İbrahim Minnetoğlu’nun da bir şiirinde söylediği gibi: “Diktiğin ağaçlar söyler, iyi insan olduğunu.”

Her mevsimin kendisine has bir güzelliği olduğunu biliriz ve sohbetlerimizde zaman zaman dile getiririz bu durumu... Ama yine de baharın, yazın gelmesini, güneşin hararetini sırtımızda hissettirmesini daha bir arzuyla bekleriz. Gelsin de iznimizi alalım ve kendimizi şöyle bir deniz kıyısına, dağ başına, orman kenarına atalım diye... Ancak böylece dinlendirebileceğimizi düşünürüz; iş hayatının, yoğun trafiğin ve sürekli koşuşturmacanın yorduğu bedenimizi...

Çoğu zaman öyle de olur. Tabiatın koynuna sığınmak olarak tarif edebileceğimiz bu durumun ardından, yeni bir şevkle, yeni bir heyecanla döneriz işimizin başına ve yeni bir azimle sarılırız işlerimize... Çünkü ciğerlerimiz temiz havayı solumuş olmanın, vücudumuz bereketli pınarların sularını yudumlamanın verdiği enerjiyle dolmuştur ve adeta yenilenmiştir. Onun için de tatilin, dinlenmenin ve seyahat etmenin insan hayatında çok önemli yeri vardır. “Bir seyahat, bin gamı yok eder.” diye boşuna söylememiş eskiler...

“Tabiat, bütün dinlerde kutsaldır; dinlerin özellikle........

© Milat