menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yıkıcı eleştiriyle değil, istikrarla yükselir medeniyet; sadakat, sabır ve devlet aklı…

11 0
04.02.2026

Resulullah (sav) ve ashabının Mekke’de maruz kaldığı ambargoyu hatırlayalım. Müslümanlar ağaç köklerini yiyecek kadar yoksulluğa düşmüş, ekonomik ve ticari kuşatma altında yoksulluk ve çaresizlik ile karşı karşıya kalmışlardı. Ancak ne Allah Resulü küfre karşı duruşundan geri adım atmadığı gibi ashabıda içinde bulundukları sıkıntılı sürecin müsebbibi olarak kendisini görmedi. Eğer görselerdi, Hendek’te açlıkla mücadele ederken ellerinde kılıç, ölüme tebessümle yürüyebilirler miydi?

Hendek Savaşı’nda açlık, yokluk ve ölüm korkusu varken; münafıklar Ensar ve Muhacir arasında fitne çıkarmaya çalıştı. “Bizi bu hale getiren Muhammed’dir” dediler. Fakat ashabın Resulullah’a olan bağlılığında zerre miskal sarsıntı olmadı. Çünkü onlar işin farkındaydılar; Resulullah (sav) bir peygamberdi ama aynı zamanda beşer olarak Allah’a kul olmanın derdindeydi. Ashabın ona itaati, yalnızca peygamberlik vasfı gereği değil ilayı kelimetullah davasına olan bağlılıklarıydı.

Bu şuurun dikkate değer örneklerinden biri “İfk hadisesidir.” Hz. Aişe (rah) annemiz, en ağır imtihanlardan birini yaşadı. Ayetle temize çıkarıldığında annesi, Resulullah’a teşekkür etmesini istediğinde O; “Hayır! Vallahi olmaz. Ne ona teşekkür ederim ne de Allah’tan başkasına hamd ederim. Benim paklığımı inzal eden O’dur.”........

© Milat