menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İsrail'in büyük korkusu: Güçlenmiş bir Suriye

11 0
13.08.2026

İsrail’in önemli stratejik araştırma merkezlerinden INSS’de (Tel Aviv Üniversitesi) yayımlanan son analiz, Suriye konusunda oldukça dikkat çekici bir tartışmanın kapısını açıyor.

Tartışmanın merkezinde Ahmed eş-Şara’nın İsrail’le ilişkiler konusunda kullandığı pragmatik dil bulunuyor. Ancak İsrailli araştırmacıların sorduğu soru bundan çok daha önemli: Şam’ın bugün İsrail’le yapabileceği bir anlaşma gerçekten kalıcı bir barış mı olacak, yoksa İslam hukukundaki “hudna”, yani şartlara bağlı uzun süreli bir ateşkes anlayışıyla mı yorumlanacak? İşte İsrail’in yeni Suriye’ye ilişkin stratejik kuşkusu tam bu noktada başlıyor.

Çünkü Şara yönetiminin önünde bugün savaşmaktan çok daha büyük bir görev var: parçalanmış Suriye’yi yeniden ayağa kaldırmak. Ekonomiyi düzeltmek, devlet kurumlarını işler hâle getirmek, düzenli ve profesyonel bir ordu oluşturmak, ülke içerisindeki farklı toplumsal kesimleri merkezi devlet etrafında birleştirmek ve uluslararası meşruiyet kazanmak gerekiyor. Böyle bir ortamda İsrail’le yeni bir savaş başlatmak Şam açısından rasyonel görünmüyor. Dolayısıyla İsrail’le gerilimi azaltmak, Suriye yönetiminin ideolojik dönüşümünden ziyade son derece gerçekçi bir devlet aklının sonucu da olabilir.

İşte INSS’nin “barış mı, hudna mı?” sorusu burada çok daha anlamlı hâle geliyor. Çünkü İsrail açısından bugünün Suriye’si ile geleceğin Suriye’si aynı şey değil. Bugün ekonomik ve askerî kapasitesini yeniden oluşturmaya çalışan bir devlet var. Fakat beş veya on yıl sonra ekonomik olarak toparlanmış, merkezi otoritesini güçlendirmiş ve düzenli ordusunu yeniden kurmuş bir Suriye ortaya çıkarsa bölgesel denklem tamamen değişebilir. İsrail’in bilmek istediği şey de aslında şu: Şam’ın bugünkü uzlaşmacı yaklaşımı kalıcı bir stratejik tercih mi, yoksa Suriye’nin yeniden güçlenmesi için ihtiyaç duyduğu zamanın satın alınması mı?

Burada Türkiye faktörü devreye giriyor. Türkiye’nin sınırında parçalanmış, milislerin ve yabancı vekil güçlerin cirit attığı bir Suriye yerine; merkezi otoritesi güçlü, toprak bütünlüğünü koruyan ve düzenli ordusu........

© Milat