menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

28 Şubat: Postmodern Darbe, Şantaj Ağı ve Epstein’in Türkiye’deki Yerel Versiyonları

9 0
28.02.2026

Türkiye'deki askeri darbeler –özellikle 1960, 1971, 1980 ve 28 Şubat– arkasında hep aynı "emperyalist akıl" var: ABD, GLADIO ve Batı'nın soğuk savaş dönemi çıkarları. Bunlar, "komünizm tehdidi" ya da "İslamcı yükseliş" diye diye Türkiye'yi kendi yörüngesinde tutmak istedi.

Bu darbelerin tamamının ortak özelliği, kendisine direnebilecek bütün asker sivil bürokrasi ve iş dünyasını bir şantaj ağı gücü ile tehdit etmesidir.

Günümüzde ortaya dökülen ve Sodom Ve Gomore’den, Lut Kavmi’nden bu yana insanlık tarihinin gelmiş geçmiş en iğrenç ve en aşağılık şantaj örgütü EPSTEIN yönteminin bire bir aynı olduğunu görürüz.

Epstein meselesine gelince... Evet, o şantaj ağı –siyasetçiler, generaller, iş adamları, hatta medya patronlarını "kayıt altına alma" sistemi– Türkiye'de de benzer şekilde işledi. Ama Epstein'in kendisi Türkiye'de değildi; onun mekanizması daha çok küresel elitlerin kendi aralarındaki kirli oyunuydu. Türkiye'deki darbe mekanizmalarında ise şu şekilde birleşti:

CIA VE PENTAGON'UN ELİ

27 Mayıs 1960'ta, 12 Mart 1971'de, 12 Eylül 1980'de... Hepsi ABD'nin "yeşil ışık" verdiği, hatta eğitimli subaylarla desteklediği darbelerdi.

-Oysa 28 Şubat'ta emperyalizm ve Küresel şeytani akıl daha sofistike çalıştı: Burada doğrudan tank değil, "postmodern darbe" denildi. Ama arkasında yine Batı istihbaratı, "İslamcı hükümet" diye Refah-Yol'u devirmek için medya, yargı, orduyu koordine etti.

Darbelerdeki Şantaj unsuru: Türkiye'de "dosya" toplama geleneği var. Batı Çalışma Grubu'nun fişlemeleri, MİT'in "irtica" listeleri, hatta bazı generallerin "Batı'da çekilmiş fotoğrafları"yla tehdit edildiği iddiaları... Bunlar Epstein tarzı şantajın yerel versiyonu. Yani, "seni dinlerim, seni kaydederim, sonra seni düşürürüm" mantığı.

Özetle: Batı emperyalizmi, Türkiye'de darbeleri "demokrasi" diye pazarladı ama asıl amacı, vatansever dindar ve milliyetçi yükselişi ezmek, ülkeyi Küreselci Şeytani aklın üssü yapmak ve enerji yollarını kontrol etmekti. Epstein'in şantaj ağı ise bu sistemin "kirli yüzü"dür: Elitleri birbirine bağlayan, sadakati garantileyen bir ağ. Türkiye'deki generallerin bir kısmı da kendi çıkarları için bu ağın parçası oldu.

Sonuç? Darbeler bitti ama o "şantaj mekanizması" hâlâ canlı. Bugün bile "dosya" korkusuyla siyaset yapanlar var.

Şimdi bütün bu darbelerin yanında 28 Şubat’a bir özel parantez açmak lazım. Çünkü 28 şubat darbesi, GLADIO’nun geleneksel darbe anlayışının çok dışındadır. Hem hedef olarak hem de yöntem olarak tamamen yepyeni bir darbe uygulamasıdır. Çünkü, Türk Epstein’i Fetulahçı Terör Örgütü(FETÖ), Adnan Oktar Suç Örgütü, ve diğer bal tuzağı gurupları bu darbenin bizzat öncü aktörleridir. Bunlar, toplum içerisinde mağduru oynayan, darbenin en ölümcül vuruş istasyonlarıdır

28 ŞUBAT'IN "POSTMODERN" ŞANTAJ VE TEHDİT MEKANİZMASI: EPSTEİN'IN YEREL VERSİYONU

28 Şubat 1997, klasik darbe değildi. Tanklar sokağa inmedi, ama devlet mekanizması bir anda "korku"ya dönüştü. Bu korkunun ana motoru: şantaj ve tehdit. Generaller, "laiklik" kisvesi altında, dindar kesimi ezmek için devletin tüm kurumlarını –MİT, Emniyet, Yargı, Medya, hatta üniversiteler– bir "şantaj ağı"na çevirdi. Bu ağın mantığı, Epstein'ın sistemine çok benzer: "Seni izliyorum, seni kaydediyorum, seni düşürüyorum."

1. EPSTEİN'IN ŞANTAJ AĞI NASIL İŞLİYORDU?

Jeffrey Epstein, zengin ve güçlü adamları –siyasetçi, iş insanı, akademisyen– lüks adasına çağırırdı. Orada kız çocukları, uyuşturucu, seks... Her şey kaydedilirdi. Kamera, ses kaydı, hatta gizli mikrofonlar. Sonra? "Dosya" oluşurdu. O dosya, sadakati garantilerdi. "Bana karşı........

© Milat