Mısır Günlüğü 2
Gece geç saatlere kadar ahiretlik kardeşim Yunus’la uzun uzun sohbet ettik. Hal hatır sorduk, eski hatıraları konuştuk. Yolculuklar bazen insanı sadece yeni şehirlere değil, eski dostlukların sıcak dünyasına da götürür. Bazen insan, konuşurken değil, susarken de anlaşılır. Akşam devrettiğimiz sahuru sabah sahur vakti yaptık. Kısa bir istirahatin ardından Kahire’de yeni gün başladı. Şehrin sabah hareketliliği yavaş yavaş artarken biz de programımızı gözden geçirdik. Bu çalışmalar, Umut Kervanı Vakfı adına yürüttüğümüz insani yardım faaliyetleri kapsamında gerçekleştiriliyordu. Araca binerek hastane ziyaretine doğru yola çıktık. İlk durağımız özel bir sağlık kurumu olan Minzar Hastanesi oldu. Koridorlarda yürürken savaşın insan bedeninde bıraktığı ağır izleri daha yakından hissettik. Bombalar, şarapnel parçaları, kolları parçalanan, omuzları kırılan, ağır ortopedik ameliyatlar geçirmek zorunda kalan insanlar. Her odada ayrı bir hikâye, her yatakta başka bir sabır vardı. Özellikle bir hanım kardeşimizin hikâyesi zihnimden hiç çıkmıyor. Altı kez ameliyat geçirmişti, ama hallâ tam olarak iyileşememişti. Savaş sadece şehirleri değil, insan ruhunu da yaralıyor. Hastane ziyaretinden sonra akşam iftar programı için hazırlık yaptık. Gazze’den gelen şehit aileleri, tutuklu yakınları ve yetim çocuklarla aynı sofrada buluştuk. İftar vakti geldiğinde sessiz bir bekleyiş vardı. O an insan, savaşın ortasında kalan insanların dünyasına........
