menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İyi geceler İsmet Özel, şiirlerin bize emanet Sezai Karakoç

15 0
24.08.2026

geceleri çok seviyorum.

gündüzün telaşı çekiliyor. insanların sesleri azalıyor. şehir kendi içine çekiliyor. gün boyunca üzerimize yapışan gürültü, gece olunca yavaş yavaş üzerimizden dökülüyor.

insan kendiyle kalıyor.

gündüzleri yetişilmesi gereken işler, konuşmalar, telefonlar arasında geçiyor zaman. gece olunca bütün bunlar kıyıda kalıyor. sanki gündüzün kalabalığından bir adım dışarı çıkıyorum.

tabiatın aslında hiç susmadığını fark ediyorum.

biz susunca duyulmaya başlıyor.

bir yaprağın hışırtısı, uzaklardan gelen bir ses, gecenin serinliği, gökyüzündeki yıldızlar.

gündüzün telaşı içinde önümüzden geçen bir hakikat, gece sessizliğinde kendini yeniden gösteriyor.

işte böyle gecelerde Sezai Karakoç eşlik ediyor ruhuma.

Alın Yazısı Saati Kudüs

Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine.

aslında şiir dinlemiyorum.

bir yolculuğa çıkıyorum.

bir mısra beni çocukluğuma götürüyor, bir başka mısra Kudüs’e, bir başkası yıllardır kapısını çalmadığım bir odaya.

insan bazen kendisinden uzaklaşmak için değil, kendisine dönebilmek için yalnız kalıyor.

benim gecelerim biraz böyle.

yalnızlık, kimsesizlik olmaktan çıkıyor.

bir muhasebeye dönüşüyor.

gündüz insan başkalarıyla konuşuyor.

Sezai Karakoç’un "Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine" şiirine gelince, şiirin daha ilk cümlesi insanın içine dokunuyor.

“Senin kalbinden sürgün oldum ilkin.”

İnsan bazen sürgünlüğün bir ülkeden değil, kendi hakikatinden olabileceğini düşünüyor.

sonra o çağrı geliyor.

“Uzatma dünya sürgünümü benim.”

Karakoç’un şiirindeki sürgünlük yalnızca bir coğrafyanın acısı değil. Bir medeniyetin hafızası, bir insanın gurbeti, bir kalbin aslına dönme arzusu.

Kudüs yalnızca bir........

© Milat