Medyatik şiddet
Bir okul saldırısının ardından ekranlarda aynı görüntüler dönüyor. Saldırganın yürüyüşü, elindeki silah, kaçışan çocuklar… Ardından açıklamalar geliyor: Diziler, dijital oyunlar, sosyal medya. Şiddetin nedenini ararken gözlerimizi ekranlara çeviriyoruz. Peki, ekranlarda tam olarak neyi sorguluyoruz? İzlenen içerikleri mi, şiddetin nasıl haberleştirildiğini mi, yoksa bütün bunları kuşatan toplumsal ilişkileri mi?
Medyayı tartışmak gerekli. Bunun için hangi içeriklerin, hangi koşullarda, kimler üzerinde nasıl etkiler oluşturduğunu sormalıyız. Bir saldırganın oyun oynaması veya belirli bir diziyi izlemesi, saldırının nedenini tek başına açıklayabilir mi? Birlikte görülen iki durum arasında nedensellik kurmak, araştırma ve sorgulama gerektirir. Kolay açıklamalar ise silaha erişimden karşılıksız kalan yardım arayışlarına kadar pek çok soruyu gündemin dışında bırakabilir. Üstelik medya, şiddetin nedenlerini tartışırken kendi anlatısının da bu sürecin parçası olduğunu hatırlamalı. Failin görüntüsünü sürekli dolaşıma sokmak, yaşam öyküsünü merak nesnesine dönüştürmek ve saldırıyı ayrıntılarıyla yeniden sahnelemek nasıl bir kamusal yarar sağlıyor? İzleyiciye neyi anlaması için yardımcı oluyoruz? Yoksa medya organının ‘durduğu’ yerden olayı kendince yorumlamasını mı izliyoruz?
Byung-Chul Han’ın Şiddetin Topolojisi’nde tartıştığı görünmez şiddet biçimleri düşünmeye değer. Han, aşırı performans ve iletişim baskısını şiddetin dönüşen yapısıyla birlikte ele alır. Buradan hareketle, sürekli başarılı ve görünür olmaya çağırdığımız çocukların dijital dünyasını sorgulayabiliriz: Kendilerini başkalarıyla kıyaslarken, beğenilme beklentisiyle yaşarken ve başarısızlıklarını........
